• resmi ilanlar

“ZATEN YURTDIŞINDAYDIM, ÖRGÜT ÜYESİ OLSAYDIM GERİ DÖNMEZDİM”

2017-12-11 11:00:13

FETO/PDY terör örgütünün Gerede ilçesindeki yapılanması için haklarında iddianame hazırlanan 8'i tutuklu 20 kişi hakim karşısına çıktı. 17 aydır tutuklu bulunan Demiray Kayar, 15 Temmuzdan sonra oğlunun hayırlı bir işi için Kosova'da olduğunu, o tarihten sonrada oğlunun ikamet ettiği Los Angeles'a gitmek için bilet almasına rağmen evinde yapılan aramayı duyduktan sonra ülkesine döndüğünü belirterek, “Zaten yurtdışındaydım. Eğer örgüt üyesi olsaydım geri dönmezdim” dedi.

Haber: Ebru EYVAZOĞLU

 

FETO/PDY terör örgütünün Gerede ilçesindeki yapılanması için haklarında iddianame hazırlanan 20 kişinin yargılanmasına Karaçayır’da bulunan Nikah Salonu’nda başlanıldı. Sanıklardan 8’i tutuklu olarak yargılanırken, 12 tutuksuz sanık ve yakınları da duruşmaya katıldılar.

Sanıklar Aylin Kayar, Celal Uçarol, Demiray Kayar, Eşref Zeftçi, Hanife Vural, Hasan Calayır, Hasan Çelik, İbrahim Baygın, Kemal Arkut, Mustafa Demirağ, Ramazan Çimen, Recep Yıldız, Sadık Güneş, Sema Baygın, Sema Gür, Serhad Ali Vural, Yavuz Şen, Yunus Nadi Gür, Yücel Yılmaz ve Zafer Yıldız duruşmada hazır bulundular. Celal Uçarol hakkında ayrıca örgüt propagandası nedeniyle açılan dava bu dosya ile birleştirilirken, Yavuz Şen’in de Gerede İmamı olduğu yönünde iddia ile hakim karşısına çıktı.

Duruşmanın sabah olan kısmında Aylin Kayar, Celal Uçarol ve Demiray Kayar savunma yaptılar.

Aylin Kayar

İKTİDAR PARTİSİNDE AKTİF GÖREV

7 ay tutuklu kaldıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest kaldığını belirten Aylin Kayar, “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Vatanına, milletine bağlı, bayrağı için her şeyi yapabilecek birisiyim. Silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla huzura getirilmiş olmaktan hicap duyduğumu belirtmek istiyorum. Ben bugüne kadar kanunlar çerçevesinde yaşamış, trafik cezası bile almamış biriyim. Ben 2008’e kadar Gerede’de ikamet ettim. Bu tarihte oğlumun okulu nedeniyle bir yıl Sakarya’da kaldıktan sonra 2009’da Bolu’ya yerleştim. Gerede’deki evimize yaz tatillerinde ve sömestr tatilinde gittik. Orda bulunduğumuz dönem boyunca siyasi iktidarı elinde tutan partinin ilçe yönetiminde aktif şekilde siyasi çalışmalarda bulundum. Örgüt olarak nitelendirilen yapının siyasi iktidardan ayrıştığı dönemde tutum ve tavrımı devletimden yana kullandım.  Dolayısıyla böyle bir suçlama ile suçlanmayı hak etmediğimi düşünüyorum.

Bankasya hesabım esnaf olan eşimin kullanımında olan mevduat hesabıdır. 2014 başlarında Bankasya’nın finansal zora düşmesi nedeniyle eşimi yönlendiren banka personeli sayesinde eşimin bir miktar mevduatını hesabıma aktardığını öğrendim. Bununla benim hiçbir alakam bulunmamaktadır. Paranın hangi saikle aktarıldığını eşim kendi savunmasında açıklayacaktır. Ben terör örgütünün çağırısı ve yönlendirmesi doğrultusunda bankaya finansal destek sağlamak amacıyla mevduat artışı yapmadım.

“BAZI SOHBETLERE İŞTİRAK ETTİĞİM DOĞRUDUR”

Gerede’de yaşadığım dönemde dini hassasiyetlerim gereği birtakım sohbetlere iştirak ettiğim doğrudur. Sadece cemaat olarak bilinen yapının toplantıları da değildir. Benim katıldığım toplantılarda kuran-ı kerim okunur, dini sohbetler yapılırdı. Herhangi bir örgütsel faaliyet yapıldığını görmedim. 2008’den sonra da Gerede’den ayrılınca katılmadım. 17-25 Aralık’tan sonra tavrım kesinlikle bu yapıyla arama mesafe koymak şeklinde oldu. Tamamen dini hassasiyetlerim nedeniyle katıldığım sohbetlerin aleyhime delil olarak kullanılmasını kabul etmiyorum.

Bolu’ya taşındığımızda küçük oğlumuz 50. Yıl ilkokuluna kaydettirdik. Ancak zamanla öğretmeninin olumsuz tavırlarından şikâyet etmeye başladı. Sonrasında da burada darp olayı yaşandı. Bu nedenle kendisini Fatih Kolejine kaydettirmeyi düşündük. Niyetimiz iyi bir eğitim almasıydı. 17-25 Aralık’tan sonra okuldan almak istedik fakat bu niyetimize ciddi şekilde tepki gösterdi. Kurslarından, arkadaşlarından ve sportif faaliyetlerinden ayrı kalmak istemediğini beyan etti. Bu aşırı tepkisini mazur görerek 15 Temmuz’a kadar eğitim görmesine müsaade ettik. Bu durumun suçlama konusu yapılmasını kabul etmiyorum.

“GERÇEK SUÇLULARIN EN AĞIR CEZA İLE CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUM”

Gerede’deki evimizde ele geçirilen bir takım materyallerinden dayanak yapıldığı belirtilmiştir. Savunmada bahsedilen evde 8-9 yıldır sürekli oturmadığımı beyan ettim. Elde edilen dokümanlar çocuklara öğretmenleri tarafından verilen ambalajı bile açılmamış yazılı dokümanlardır. Verildiği dahi unutulan dokümanların örgüt üyeliği suçlamasının delili olamayacağını düşünüyorum.

15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü yaşayan herkes gibi biz de mağdur olduk. Ailem tabir-i caizse darmadağın oldu. Eylemi gerçekleştiren gerçek suçluların en ağır ceza ile cezalandırılmasını talep ediyorum.

Celal Uçarol

“17-25 ARALIK’TAN SONRA SOHBETLERE GİTMEDİM”

Aynı zamanda örgüt propagandası nedeniyle hakkında dava açılan Celal Uçarol, “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. FETO/PDY ile alakam bulunmamaktadır. İlkokul mezunu biriyim. Söz konusu yapılanmanın herhangi bir kademesinde yer almış değilim. 17-25 Aralık öncesinde Hasan Kaymaz ile birlikte onun yönlendirmesiyle dini sohbetlere gittiğimi kabul ediyorum. Bu sohbetler sırasında Yunus Gürsoy isimli şahıs risale okuyarak, dini telkinlerde bulunmaktaydı. Ben fason deri ticaretiyle uğraşan küçük esnafım. Dolayısıyla çok fazla geliri olan biri de değilim. Bize dini sohbet yapan Yunus Gürsoy’un yapmış olduğu dini sohbet toplantılarına 4-5 kez katıldım. 17-25 Aralık’tan sonra sohbetlere iştirak etmedim. Hasan Kaymaz da bu tarihten sonra gitmeyi bıraktı. Yunus Gürsoy isimli sahsın da ölmüş olduğunu öğrendim. Bu dosyada yargılanan Hasan Çelik isimli şahıs bir dönem beni Zaman Gazetesine abone yapmıştı. Gazete 4-5 ay bana ulaştırılmıştı. Daha sonra gazeteyi almayı da kestim. Zaten okumayı seven birisi değilim. Gazeteyi de rica üzerine almayı kabul etmiştim. Bunun dışında aboneliklerden haberim ve bilgim bulunmamaktadır.

“HESABIM ELE GEÇİRİLDİ, PAYLAŞIMLAR BENİM DIŞIMDA YAPILMIŞ”

Aleyhime beyanda bulunan Vedat A. ve Ergin B.’yi kesinlikle tanımam. Hasan Murat A. ile ticaretimiz olmuştu. Paramı ödemedi. Bu yüzden aramız açıldı. Aleyhime beyanları kesinlikle kabul etmiyorum. Sosyal medya hesabım olduğu doğrudur. Propaganda teşkil edebilecek mahiyette iki paylaşımın bana ait hesap üzerinden yapıldığı doğrudur. Ama ben yapmadım. Burhan E. isimli arkadaşım bana bu hesabı açmıştı. Bir süre sonra benim yapmadığım paylaşımların benim dışımda yapılmış olduğunu gördük. Bu hesabın ele geçirildiğini öğrendik. Paylaşım içeriklerini hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Ben başkalarına ait işletmelerde fason deri işi yapan küçük esnafım. Dini sohbetlere katılımım dinimle alakalı şeyler öğrenmek dışında bir amacım olmadı. Cemaat adlı yapının terör örgütüne dönüşmesiyle irtibatımı kestim.

Demiray Kayar

“GEREDE’DEKİ DEDİKODULAR NEDENİYLE BURDAYIM”

Hakkındaki suçlamaları reddeden Demiray Kayar, “Devletime ve milletime karşı olan hiçbir oluşum ve grupla ilişkim olmadı. Çevresinde hayırsever bir insan olarak bilinen biriyim. Bu nedenle hakkımda Gerede’de dedikodular çıktığını ve bunların huzurunuza gelmiş olmama sebep olduğunu düşünüyorum. Ben genç yaşta annemi kaybettim. Bu nedenle insanlara yardım etme, eğitim almalarını sağlama konusunda hassasiyetim oluştu. Devleti ele geçirmeye çalışan, gençlerimizin kanını akıtan, milletimize kast eden örgütün üyesi olarak huzuruna getirilmekten son derece üzgünüm.

“KULAKTAN DOLMA BİLGİLERİ İLETMİŞLER”

Aleyhime beyanda bulunan tanık Zeki A.,  Eyüp K. ve Abdullah S. isimli şahısların aleyhime beyanı yoktur. Ergin B. ve Vedat A. isimli şahıs ile Hasan Murat A. isimli şahısları tanımıyorum. Kendileri hakkımda duydukları bir kısım olayları aktarmışlardır. Seviller Yaylasında silah atıldığına yönelik iddiaların gerçekliği bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan tahkikatla açığa kavuşacağını düşünüyorum. Rafet S, himmet ve kurban topladığım iddiasını ileri sürmüştür. Hakkımda yayılan dedikodular nedeniyle bu kanaate eriştiğini düşünüyorum. Kulaktan duyduğu bilgileri ilettiğini düşünüyorum. Çetin Ü.’yü de tanımam. Bahsedilen toplantılara ilişkin yer ve zaman belirtirse baz kayıtlarından mahkemece araştırılmasını talep edeceğim. Ben tanığın bahsettiği yerde hiç bulunmadım. Hasan Çelik’in de ifadelerini kabul etmiyorum. 17-25 Aralıktan sonra örgüte muzahir hiçbir yayın, evime görmemiştir. Hasan Çelik’in etkin pişmanlıktan yararlanmak maksadıyla bu tur beyanlarda bulunduğunu düşünüyorum. Zaten 2009’da evimi Bolu’ya taşıdım. Bu tarihten sonra evime bu yayınların gelmesi mümkün değildir.

“MEVDUATIMI KORUMAK İÇİN HESAPLARA BÖLDÜM”

Bankasya hesabımın olduğu doğrudur. Birden fazla bankayla çalışmak durumunda kaldım. Mevduatlarımı yönetirken kar ve menfaat noktasında hareket ettim. Talimatla hareket ettiğime ve bankaya finansal destek sağladığım iddialarını kabul etmiyorum. 2003 ve 2004 başında Bankasyanın mali güçlüğe düştüğü ortaya çıktı. Orda çalışanların bir kısım yönlendirmesiyle mevduatıma koruma sağlama amacıyla birden fazla hesaba bölmeye çalıştım. Bu nedenle bir kısmını eşimin hesabına aktardım. Eşimin bu durumdan haberi dahi bulunmamaktadır. Mevduata devlet koruması sağlamaya yönelik personel yönlendirmesiyle gerçekleşmiştir.

Ortağı olduğum Kardelen A.Ş.’ye peyder pey borç vermek durumunda kalmıştım. Bu durumun ticaret kanunu gereğince yasaklı işlem olmadığını düşünüyorum. Şirket bana olan borcunu bir defada ödediği için adıma yüklü bir para transfer gerçekleşti. 2013 yılı öncesinde Zaman Gazetesine aboneliğim bulunmaktaydı. Sızıntı isimli dergiye herhangi bir abone kaydım bulunmamaktadır. 17-25 Aralık’tan sonra örgüte müzahir hiçbir yayını alıp okumadım. Dolayısıyla bu durumun bir suçlama vesilesi yapılmasını kabul etmiyorum.

KARDELEN A.Ş.’DE HİSSEDAR

17 25 Aralık öncesinde kuran-ı kerim okunan ve dini bilgiler verilen dini sohbet toplantılarına katıldığım iddiasını kabul etmiyorum. Ancak kandil gibi yemekli toplantılara iştirak etmiş olabilirim. Kardelen Eğitim A.Ş. hissedarı olduğum doğrudur. Şirket 2006’da kuruldu, o dönem 50 bin TL kuruluş sermayesini hissem karşılığında aktarmıştım. Gerede’de 80 kadar öğrenci taşımalı eğitimle dershane eğitimi almaktaydı. Bu durum sınavları kazanma ihtimalini oldukça azaltıyordu. Bu soruna çözüm düşündük. Kurulmuş olan şirket eğitim faaliyetlerini icra etti.  Fem dershanesinin şirket bünyesinde eğitim verdiği doğrudur. Yine bir öğrenci yurdu da şirket bünyesinde faaliyet göstermekteydi. Benim yalnızca ortaklık payım bulunmaktaydı. 2015’te devretmek istedim ve İbrahim Baygın’a hisse bedelinin 180 bin TL karşılığında devrettim. O dönem şirketin toplam değerinin ne kadar olduğunu bilemiyorum.

Ben çocuğumu Bolu’ya taşındığımız dönemde Fatih Kolejine gönderdiğimi kabul ediyorum. Fakat öncesinde 50. Yıl İlköğretime göndermiştik. Yaşadığımız birtakım problemler nedeniyle bir koleje göndermeyi düşündük. O dönemde şehrin siyasi ve bürokratlarının çocukları da bu okula gitmekteydi. 17-25 Aralık sürecinden sonra almak istedik. Ancak çocuğumun aşırı tepkisi nedeniyle buna muktedir olamadım. Amacım kendisinin iyi eğitim almasıydı. Başka bir düşüncem olmadı.

“TİCARİ KAPASİTEMİN ARTMASI İÇİN GESİAD’A ÜYE OLDUM”

Gesiad isimli derneğe yalnızca ticari kapasitemin artması ve yeni insanlarla tanışma ve iletişim kanallarını işletme adına üye oldum. Derneğin örgütle bağlantılı olduğunu sonradan öğrendim. Aynı zamanda Gerede Sanayi Ticaret Odası ve Şoförler Odası gibi STK’lara üyeliğim bulunmaktadır. 17- 2 Aralık’tan sonra derneğe istifa dilekçemi verdim ancak fesih sürecine girildiği söylenerek dilekçem işleme konulmadı. Sonradan derneğin feshedildiğini öğrendim.

“EVDEKİ DOLARLAR ÇOCUĞUMUN KUMBARASINDAN ALINMIŞTIR”

Evimde ele geçirilen Bankasya’dan verildiği söylenen plaketin sahsıma özel anlamı bulunmamaktadır. Bankalardan her yıl eşantiyonlar verilirdi. Bankanın bahsedilen tarihte eşantiyon yerine böyle bir uygulama yapması nedeniyle kartona yazılı teşekkür belgesi gönderilmiştir. Tüm müşterilere bu belgenin verildiği ifade edilmiştir. Aynı şekilde evimde yapılan aramada ele geçirilen bir kısım kitapların, çocuklarımın öğretmenleri tarafından verilen ve okunmadığı için evde duran kitaplardan olduğunu öğrendim. Kitapların örgüt üyeleri tarafından yakıldığı ve yok edildiği bilinmektedir. Eğer örgüt üyesi olsaydım benim de aynı şekilde davranmam beklenirdi. Bolu’daki evimde ele geçirilen iki adet 1 dolar çocuğuma ait kumbaradan ele geçirilmiştir. Yine Gerede’deki evimden ele edilen bir dolar ise kasada bulunan diğer dövizler arasında bulunmuştur. Yurtdışı dönüşünde cebimde kalan bozukları kasamda saklamamdan veya çocuğuma vermemden daha doğal bir şey olamaz. Bunun örgütsel bir bağla ilişkilendirilmesi doğru değildir.

“15 TEMMUZ’DAN SONRA LOS ANGELES BİLETİMİ YAKIP ÜLKEME DÖNDÜM”

 

Ben hayırsever ve milliyetçi kişiliğiyle bilinen birisiyim. Hayatım boyunca ihtiyaç sahiplerine yardım etme gayesinde oldum. Bu durumun ortaya çıkardığı dedikodunun hakkımdaki suçlamaya zemin hazırladığını düşünüyorum. Örgüte ait bir yurda artan inşaat malzemelerini bağışlamış olmamın beni örgüt üyesi yapmadığını düşünüyorum. O dönemde 15 Temmuzdan sonra oğlumun hayırlı bir işi için Kosova’daydım. O tarihten sonra oğlumun ikamet ettiği Los Angeles’a gitme niyetindeydim. Biletimi de almıştım. Eşimden evimizde arama yapıldığı bilgisini alınca biletimi yakıp ülkeme döndüm. Eğer örgüt üyesi olsaydım geri dönmezdim. 

İlk yorum yapan siz olun!
 1250 karakter yazabilirsiniz
Sağdaki kodu buraya yazın! 

Tabaklar Mah. Cumhuriyet Cad. İnci İş Merkezi No: 32 / 32 Bolu   Tel: +9 0374 2178285   Faks: +9 0374 2178295

Tasarım ve Programlama: Piskevit