
1954 yılında Anadolu'nun mütevazı bir köyünde dünyaya gelen bir çocuk…
Bir çiftçi ailesinin evladı…
Ve gönlünde tek bir dert: Milletine hizmet etmek.
1972'de Ankara'ya geldiğinde Türkiye çalkantılıydı. Sokaklar gergin, gençlik hareketleri sert, gelecek belirsizdi. Ama o, bu karmaşanın içinde yönünü kaybetmeyenlerden oldu. İnandığı yolda yürümeyi seçti.
Zindanlar ve İrade
12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte hayat bambaşka bir yöne savruldu.
Zindanlar doldu, umutlar sınandı.
O da Mamak'ın soğuk duvarları arasında tam 7,5 yıl geçirdi.
5,5 yılı hücrede, 2 yılı hapiste…
Ama bazı insanlar vardır; zindan onları tüketmez, aksine büyütür.
“Ben sonsuzluğu düşünüyorum…” diye başlayan dizelerinde sadece bir mahkûmun değil, bir inancın sesi vardı.
Beton soğuktu… ama yüreği sıcaktı.
Bir Cümlelik Duruş
Cezaevinden çıktığında söylediği o söz, aslında bütün hayatının özeti oldu:
“Din öne, kin arkaya.”
Ne uzun nutuklara ihtiyaç duydu, ne karmaşık cümlelere…
Bir cümleyle hem kendini anlattı hem yolunu çizdi.
Ölümü Anlatan Adam
22 Aralık 2008'de Karaman'da yaptığı konuşmada, sanki kendi kaderini tarif ediyordu:
“Bir saniyenize bile hakim değilsiniz…”
Hayatın geçiciliğini anlatırken, aslında kalıcı bir iz bırakıyordu.
“Düz yaşayacağız, dik duracağız” derken, söz değil karakter ortaya koyuyordu.
Son Yolculuk
25 Mart 2009…
Soğuk bir gün…
Bir helikopter ve içinde altı can…
Keş Dağı'nın eteklerinde bir sessizlik çöktü.
O gün sadece bir insan değil, bir dava da ağır bir imtihandan geçti.
Cevapsız Kalan Sorular
Yıllar geçti…
Ama bazı sorular hâlâ ilk günkü gibi diri.
Olayın perde arkası, bağlantılar, dikkat çeken isimler…
Her biri, hafızalarda yerini koruyor.
Çünkü bazı hadiseler vardır; sadece yaşanmaz, iz bırakır.
Ve o iz, zamanla silinmez… daha da belirginleşir.
Asıl Mesele
Bugün mesele sadece bir ismi hatırlamak değil…
Onun temsil ettiği duruşu anlamak.
Dik durabilmek…
Doğru kalabilmek…
Zor zamanda bile eğilmemek…
Kolay değil. Ama değerli olan zaten kolay olan değildir.
Final
Bazı insanlar vardır;
Onlar gittikten sonra bile konuşmaya devam eder.
Sözleriyle değil,
duruşlarıyla…
Muhsin Başkan da öyleydi.
Soğuk betonlarda üşüyen bir beden,
Ama millet için yanan sıcacık bir yürek…
Ve bugün geriye sadece bir hatıra değil,
bir soru kalıyor:
Unutmadık… değil mi?






























Fuat Bayramoğlu
BİR İNSAN, BİR ŞEHİR, MİLYONLARCA DUA: TEŞEKKÜRLER İZZET BABA
Ayşe KUDU
BİLİNÇALTIMIZIN TRAFİK HALİ
Fatma Marmara
CUMHURİYETİMİZİN 100. YILI KUTLU OLSUN
Mehmet İşgörücü
YÜZÜNCÜ YILDA BOLU’DA TİYATRO
Duygu Güler
HOŞGELDİN ATAM
Hikmet Baydar
DÖVİZDE SON DURUM..
Tahir Semih Özçelik
VİZYON VE İNOVASYON
Rahmi Tamer Özçelik
PİŞMANLIK
Genc-i Nihan
GLOBALLEŞEN DÜNYADA NORMALLEŞEN TERİM ‘FAİZ’
Ekrem Çetinkaya
YATA YATA
Fevzi Saçlı
ÇÖPE ATILMA KORKUSU SARDI BENİ
Kemal Bilsel Sarısözen
MAKULU GÖREMEYEN DÜŞÜNCENİN,NE ÖNÜNDEN, NE DE ARKASINDAN GİDİLİR
Mehmet Korkusuz
KORKUSUZ YORUM
Fatma Kubilay
TÜRKMENLER’İ YALNIZ BIRAKMAYALIM….
M. Cengiz Poyraz
MİRAP MI, SAHNE Mİ? CÜBBE Mİ, KOSTÜM MÜ ?
Ebru Eyvazoğlu
AK PARTİ, CEMAAT VE BİZ
Dr.Ahsen SAÇLI
ENERJİDE TOPLUMSAL MALİYET
Murat Çelik
Bolu’nun şovmen vekilleri!