• resmi ilanlar

10 AKADEMİSYEN NE ANLATTI?

2017-05-08 21:52:12

Bolu'da FETO/PDY yapılanması kapsamında Abant İzzet Baysal Üniversitesindeki (AİBÜ) yapılanmaya yönelik haklarında dava açılan 31'i tutuklu 67 akademisyen hakim karşısına çıkarıldı. Akademisyenlerden 10‘u firari olarak aranırken, duruşma salonu haline getirilen Bolu Belediyesi Nikah Salonu'nda davaların Mayıs ayı boyunca devam edeceği ifade edildi. Sanıklar haklarındaki örgüt üyeliği, bylock kullanımı, Bank Asya hesapları ve örgüte destek sağladıkları iddialarını yanıtladılar. İlk günki duruşmalarda 10 sanık ifade verirken, duruşmalar Salı günü sabah saat 09.15'de devam edecek.

Haber: Ebru EYVAZOĞLU

Bolu’da FETO/PDY yapılanması kapsamında Abant İzzet Baysal Üniversitesindeki (AİBÜ) yapılanmaya yönelik haklarında dava açılan, 10'u firari, 31'i tutuklu 77 akademisyenin yargılanmasına Bolu Karaçayır Nikah Salonu’nda başlandı. Polis ekiplerinin geniş güvenlik önlemi aldığı nikah salonuna tutuklu 31 akademisyen, jandarma ekipleri tarafından geniş güvenlik önlemleri altında getirildi.

Tutuklu olarak yargılanan akademisyenler Jandarma eşliğinde cezaevinden kelepçeli olarak getirildiler. Özkan Özlü adlı tutuklu sanık duruşma salonuna getirilirken gazeteciler dönerek el hareketinde bulundu.

Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya, aralarında AİBÜ’nün geçtiğimiz günlerde istifa eden Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun'un da bulunduğu 36 tutuksuz sanık da katıldı.  Duruşma, sanıkların kimlik tespitinin yapılmasının ardından iddianamenin özetinin okunmasıyla devam etti.

KÜÇÜK ENİŞTE DE FETO İDDİASIYLA TUTUKLU

Alfabetik sıraya göre sanıklar savunma yapmaya başladılar. İlk olarak AİBÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümünde doçent olarak çalıştıktan sonra görevinden ihraç edilen Abdülkadir Küçükbayrak ifade verdi. Hakkındaki iddiaları yanıtlayan Abdükadir Küçükbayrak, “Çocuğum 1 yıl Fatih Koleji’nde eğitim gördü. Ancak eşim ve ben Tıp Fakültesi’nde bulunduğumuz için yolumuzun üstündeydi. Üstelik okul tam zamanlıydı. Bu yüzden çocuğumu Fatih Kolejine gönderdim. Yine FETO bağlantısı iddiasıyla tutuklanan Abdülaziz Akkılık’ın para gönderdiği doğrudur. Ancak Abdülaziz Akkılık kız kardeşimin eşidir. Biz ona aile arasında küçük eniştemiz diyoruz. Kız kardeşim de eşi de uzman doktordur. Benim arabalara karşı ilgim var. Hobi olarak sık sık araba alır satarım. Kız kardeşimin eşine de bir araba sattım. Bu yüzden bana banka vasıtasıyla para gönderdi” dedi. Bankasya’ya destek olma iddialarını da yalanlayan Küçükbayrak, “Eşim ve benim ortak kazancımız aylık 20 bin TL kadardır. Destek olmak istesem daha yüklü miktarlarda para yatırabilirdim” dedi.

YARGILANAN AKADEMİSYENLERİN HEPSİ 2015 ARALIK’TA BANKASYA HESABINI BOŞALTMIŞ

Mahkeme başkanı tutuklu bulunan akademisyenlerin Bankasya ile olan ilişkilerine bakıldığında hepsinin 2015 Aralık ayında Bankasya hesaplarını boşalttığı hususunu hatırlatarak, “Herkes Aralık ayında hesabını boşatmış. Sizce bu manidar değil mi?” diye sordu. Küçükbayrak “Bu tamamen tesadüf. Aralık ayında hesabımda bulunan 88 bin TL kadar parayı çektim. Ama o tarihte herhangi bir kasıt yok” diye konuştu.

ÇANTASINDA GÜLEN’İN ŞİİR ALBÜMÜ ELE GEÇİRİLDİ

Abdülkadir Küçükbayrak’ın evinde yapılan aramada çantasında Fethullah Gülen’in İngilizceye çevrilen şiirlerinin bestelenmesiyle oluşan ‘Rise Up/VColours of Peace (Barışın Renkleri)’ adlı albümü ele geçildi. CD’nin nasıl eline geçtiğini anlatan Küçükbayrak, “Highway’de dolaşırken bir dükkanda çalan yabancı müzikler ilgimi çekti. Sordum ve o albümü gösterdiler. Ben de satın aldım. 13 Ülkeden 13 sanatçının yorumladığı müziklerden ibaretti. Bir iki kez dinledikten sonra da çantama koydum. Bunun delil olarak sunulmasını doğru bulmuyorum” dedi.

“ÖRGÜT KENDİSİNİ DOÇENT YAPTI” İDDİASI

12 Ağustos’ta tutuklandığını ve henüz savunmasını yapmadan üniversite yönetimi tarafından Rektörlük tarafından ihraç edildiğini belirten Abdülkadir Küçükbayrak, “Aynı bölümde görev yaptığım Prof. Dr. Fatma Sırmatel’in örgüt tarafından doçent yapıldığıma ilişkin iddialarını kabul etmiyorum. Kendisiyle husumetimiz var. Dava aşamasına kadar geldik. Örgüt kendisini doçent yaptı demiş. Ben 23 adet uluslararası yayınla başvuruda bulunarak doçent oldum. Enfeksiyon Hastalıkları konusunda Bolu’da bilgisine başvurulan bir uzmanım. Ancak maalesef akademik camiada bu tür kıskançlıklar oluyor” dedi.

“BANA HUSUMET BESLİYOR OLABİLİR”

Yine örgüt tarafından düzenlenen toplantılara katıldığına yönelik iddiaları reddeden Küçükbayrak, “Doçent Mehmet Fatih Özlü ile aynı bölümdeyiz. Mehmet Fatih Özlü’nün toplantılara katıldığım yönündeki iddiaları doğru değildir. Üniversitede bir takım şahıslarla toplantılar yaptığım ve herkul.org sitesinden Fethullah Gülen’e ait vaazları indirip dinlediğim iddia edilmiştir. Ben eğitimli biriyim. Dini konuların değerlendirilmesinde birtakım desteğe veya toplantıya ihtiyaç duymuyorum. YÖK’ün Enfeksiyon Hastalıkları Kontrol Komitesi Üyesiyim. Tüm reçeteler benim onayımdan geçiyor. Benim onay vermediğim reçete işleme alınmıyor. Mehmet Fatih Özlü’nün de lüzumsuz ve fazlaca antibiyotik kullandığı görüp uyarmıştım. Bu yüzden bana karşı husumet beslediğini düşünüyorum” dedi.

BANKASYA PLAKET VERDİ İDDİASI

AİBÜ’de doçent olarak çalışan Alim Erdem’in ifadesine geçildi. Alim Erdem’in Bankasya’ya finansal olarak destek maksadıyla başka bir bankadan çektiği 40 bin TL’yi yatırdığı iddialarına, “Araba almak için kredi çekmiştim. Kredimi kapatmak için Bankasya’ya para yatırdığım doğrudur. Ancak Serkan Özmarka adlı şahsın beyan ettiği gibi Bankasya tarafından plaketle ödüllendirildiğim doğru değil. Plaket alacak nitelik ve yoğunlukta işlem yapmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum. 2014 yılına kadar Bankasya hesabımı kullandığım doğrudur” dedi.

ÖRGÜT TOPLANTILARINA KATILMADIM

Yaşar Dağıstan ve Gülali Aktaş’ın aleyhe beyanlarının husumetten kaynaklandığını, kendileri ile nöbet konusunda sert tartışmalar yaşadıklarını ifade eden Alim Erdem, “Mehmet Fatih Özlü ile de birlikte çalıştık. Bölüm içi sebeplerden dolayı aramızda husumet oluştu. Aramızın bozuk olduğunu tüm üniversite camiası da bilir. 2013’ten beri kendisiyle selamlaşmadık bile. Bu yüzden Özlü’nün örgüt toplantılarına katıldığım şeklindeki iddiaları doğru değildir” dedi.

FETÖ’NÜN DOKTORU MEHMET YAZICI İLE AİBÜ’DE TANIŞMIŞ

Fethullahçı terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in özel doktoru ve Batı Karadeniz imamı firari Prof. Dr. Mehmet Yazıcı tarafından AİBÜ’ye alındığı yönündeki iddiaları reddeden Alim Erdem, “Ben Japonya’da elektrofizyoloji eğitimi aldım. İyi derecede Japonca ve İngilizce biliyorum. Türkiye’ye döndüğümde de pek çok üniversiteden teklif aldım. Ancak eşimle aynı yerde çalışabilmek için AİBÜ’yü tercih ettim. O dönem AİBÜ Tıp Fakültesi’nde görev yapan Hayrettin Öztürk’ün kardeşi Hayati Öztürk vasıtasıyla AİBÜ’ye gelip Hayrettin Öztürk ile tanıştım. O da beni bölüm başkanı Prof. Dr. Mehmet Yazıcı ile tanıştırdı. Fakat onun vasıtasıyla üniversiteye geldiğim iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Sadece eşimle aynı yerde daha rahat çalışma imkanı sunulduğu için AİBÜ’yü tercih ettim” dedi. İki sanığın ifadelerinden sonra öğleden sonra devam edilmek üzere mahkemeye ara verildi.

 

GEÇMİŞTEN HUSUMETLERİMİZ VAR!

Akademisyenlerin ifadesine saat 14.10 itibariyle yeniden başlandı. İlk olarak tutuklu olarak yargılanan Arif Duman’ın ifadesi alındı. Hakkında ifade veren kişilerle husumetli olduğunu söyleyen Duran, “Ben acil müdahale konusunda Türkiye’de sayılı isimlerden biriyim. Alanımda başarılı olduğumu düşünüyorum. Hiçbir terör örgütü ile bağlantım yoktur. Hakkımda ki suçlamalara dayanak olan ifadelerin soyut olduğunu, somut delilleler dayalı olmadığını görüyorum. Hasan Koçoğlu dekan olduğu dönemde kendisi ile çok problem yaşadım. Bu olaylardan dolayı hakkımda aleyhte ifade verdiğini düşünüyorum. Hastanede gurup kurduğumu ve bunlarla hareket ettiğim idealarını kabul etmiyorum. Aleyhimde ifade veren isimlerle geçmişten husumetlerimiz var.  Esra Koçoğlu isimli sahsın beyanları kabul etmiyorum. Bu şahız rektörlük seçimleri beyanda bulunmuş, onun talebi doğrultusunda hareket etmemiştim. Bu nedenle hakkımda ifade vermiştir. Akçahan Gepdiremen isimli şahsın beyanları somu gerçekten uzaktır” dedi.

 

146’SI BENİM HAKKIMDA OLUMLU KONUŞUR

Hakkında sadece 4 kişinin olumsuz konuştuğunu belirten Duran, “Benim, Üniversite disiplin kurulu tarafından ifadem alınmadan hakkımda ihraç talebinde bulunulmuştur. Böyle bir yöntemi doğru bulmuyorum. Benim hakkımda 8 kişinin tanıklığı alınmış. Ancak 4 kişinin beyanları iddanemeye girmmemiştir. Diğer 4 kişinin hakkımda olumlu konuştuklarını düşünüyorum. Üniversitede 150 kadar öğretim görevlisi vardır. 146’sı benim hakkımda olumlu konuşur. Olumsuz konuşan 4 kişide yöneticidir. Benim işim acil  tıp olduğu için, yöneticilerin bu bölümle problem yaşamaları normal olmasından dolayı verilen ifadeleri normal karşılıyorum” ifadelerini kullandı.

 

ARABA ALMAK İÇİN KREDİ ÇEKTİM

Bank Asya’da bulunan hesabı hakkında da bilgi veren Duran, “Ülkenin Cumhurbaşkanın bahse konu bankada geçmiş dönemlerde hesabı vardı. İddanemede yer alan banka hesabına oğlumla eşim haç başvurusu yaptığı için açtım. Buradan oğluma para gönderdim. Eşimin babasından borç para alarak araba aldım. Bu aldığım arabayı da daha üst model bir araba ile değiştirmek istedim. Aradaki farkı ödeyebilmek için başka bir bankadan kredi çektim. Ancak kredi çektiğim banka ellerinde nakit olmadığını söyledikleri için başka bir bankaya EFT yapabileceklerini söylediler. Bende oğlum ve eşim için Bank Asya da açtığım hesabı bankaya verdim.  Çektiğim kredi böylelikle Bank Asya’ya aktarıldı. Ancak bu aşamada arabasını alacağımın kişini dolandırıcı olduğu öğrenince araba almaktan vazgeçtim. Bu dönemde daha önce borç aldığım eşimin babası kayınbiraderimi evlendireceğini söyleyince borcum olan parayı iade ettim. Bankada yaptığım bu işlemleri herhangi bir örgütün talimatı ile veya direkteki ile yapmadım” dedi.

24 KİLO VERMİŞ

Sağlık sorunları yaşadığını belirten Duran, “Tutuklu kaldığım süreçte astım krizi ve kalp krizi riski ile karşı karşıya kaldım. Ömrümde ilk defa psikoloktan destek aldım. 24 kilo verdim. Kullanmak zorunda olduğum ilaçların temininde sıkıntı var.  Örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmiyorum. Baretimi istiyorum” diye konuştu.

MAHKEME BAŞKANI EYLÜL AYINA DİKKAT ÇEKTİ

Duran ifadesinin ardından çeşitli sorular yönelten Bolu Ağır Ceza Hakimi Seyfi Han araya girerek, “İddaneme kapsamında yargılanan yaklaşık 10 sanık 5 Eylül 2014 tarihinde çeşitli bankalardan aynı anda kredi çekmiş. Ve yine aynı kişiler çektikleri kredilere dokunmadan Bank Asyadaki hesaplara yatırmış. Ve Aralık ayında hesaplarını boşaltmışlar. Bunu nasıl değerlendirmemiz lazım” diye sordu. Soru üzerine Duran; “ Ben krediyi ihtiyaçtan çektimi ve nedenleri anlattım. Diğerlerinin neden çektiğini bilmiyorum. Orgenize şeklinde kredi çekilip Bank Asya hesabına yatırıldı idealarını kabul etmiyorum” dedi

 

ÇOCUĞUMUZ İYİ BİR EĞİTİM ALMASINI İSTEDİK

Adli Kontrol Şartıyla tutuksuz yargılanan Ayşe Nurdan Korkmaz, Fatih Kollaji’ni niye seçtiklerini anlatırken, “Üniversite tarafından açılan kadroya benden başkası başvurmadı. Bolu’ya gelince çocuğumuz hangi okula verebileceğimize baktık. Eşimde çalıştığı için tam gün eğitim veren bir okul olması gerkiyordu. Fatih Kolejini uygun bulduk. Çocuğumuz iyi bir eğitim almasını istedik. Örgütsel bir talimatla kararımız vermedik” dedi.

EV ALACAKTIK

Bank Asya’ya para yatırmasına da açıklık getiren Korkmaz, “Bank Asya hesabını çocuğumuzun okul taksitleri için eşim adına açtık. Zaman içersinde ev almak istedik. Benim saten kendi adıma başka bir bankada katılım hesabım vardı. Ev almak isteyince Bank Asya bize uygun kredi verdi. Bu nedenle bende diğer bankadaki hesabımı kapatarak. Buradaki paramı Bank Asya da kendi adıma açtığım hesaba aktardım.  Bu aşamada ev almak için iki firma ile konuştuk. Bir tanesi ile de anlaştık. Ancak anlaştığımız firma evi daha yüksek bir fiyata başkasına sattı. Bu nedenle paramız bankada toplu bir şekilde kaldı.  Ev alamayınca eşim araba almayı akıl etmiş. Bu nedenle başka bir bankadan kredi çekmiş. Bunu da benim hesabıma aktarmış. 2015 yıllarını sonlarına doğru hesabımdaki artışın nedeni budur. 2016 yılında hesaptaki parayı çekerek araba aldık ve hesabı kapattık. Bankaya mevduat koymamızın bankanın finansal yapının güçlendirmek için yapıldığını kabul etmiyorum” dedi.

AİLE ÜYELERİNDE DE BYLOCK ÇIKTI

Aile bireylerinde çıkan Bylock’un sorulması üzerine Korkmaz, “Ablamın ve kardeşimin Baylock kullanıcısı olduklarına dair benim bir bilgim yoktur. Suçsuzum beratımı istiyorum” ifadelerini kullandı.

 

MAHKEME BAŞKANI MÜDAHALE ETTİ

Korkmaz’ın ardından kısa bir savunma yapan Av. Ekrem Asma, “Biz İdanamede benzer soruşturmalara 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ortaya çıkan bir kısım gerçeklerin, Darbe girişiminden önce insanlar tarafından bilindiğini gerçekle bağdaşmadığını düşünüyoruz. Devletin yetkili organları darbe girişiminden sonra kapatılan derneki, banka, okulların faaliyetlerine destek vermişlerdir. Bu ususun da yargılama esnasında göz önünde bulundurmanızı istiyorum” dedi. Asma’nın konuşması sonrası salonda bulunan izleyiciler alkışla Asma’ya destek verince, Mahkeme Başkanından uyarı geldi. Başkan Han, “Bir daha alkış olursa salonu boşaltırım” diye u-yardı.

 

YILIN DOKTURU SEÇİLDİM

Tutuklu yargılanan ve kanser hastası olduğunu söylediktan sonra savunması esnasında göz yaşlarına güçlükle hakim olan Aytekin Alçelik, “Üzerimi atılı suçlamayı kabul etmiyorum. İki kere gözaltına alındım ve ikincinde tutuklanarak cezaevine gönderildim. Dâhiliye dalında Docent’im örgüt üyeliği suçlaması ile suçlanıyorum. Okuduğum fakülteyi birinci olarak bitirdim. Akademik hayatımda öz veri ile çalıştım. Tüm bunları yaparken örgün üyesi olarak faaliyet gösterdiğim ideasını kabul etmiyorum. Kanser hastasıyım. 3,5 aylık tedavimi raporlu olmama rağmen işimin başına döndüm. Bizzat Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın elinden ‘yılın doktoru’ ödülünü aldım. Bu denli özverili çalışan biri olarak örgüt üyeliği çalışmalarımı kabul etmiyorum” dedi.

BYLOCK’U MEHMET YAZICI’NIN YÜKLEDİĞİNİS ÖYLEDİM AMA…

Baylock’la ilgili de açıklamalarda bulunan Alçelik, “Baylock kullanıcısı olduğum iddiası var. Bu iddiayı kabul etmiyorum. 19 yıldır aynı hattı kullanıyorum. Daha önceki ifademde Baylock’u Mehmet Yazıc’ının yüklediğini söylemiştim. Ancak bunu korktuğum için söyledim. Çünkü Baylock kullanıcıların tutuklandığını duymuştum. Belki böyle söylersem, serbest kalırım diye düşündüm. O yüzden Mehmet Yazı’nın yüklediğini söyledim.. Bu doğru değildir” ifadelerini kullandı.

O DA RABA ALACAKMIŞ

Ban Asya işlemleri hakkında da bilgi veren Alçelik, “Bank Asya da 2006 yılında hesap açtım. 2014 yılında arabamı değiştirmek için başka bir bankadan kredi çektim. Ancak eşimle görüştükten sonra yeni bir araba almamaya karar verdik. Biraz bekleyim daha üst model araba alalım dedik. Bu nedenle daha fazla getirisi olması nedeniyle parayı Bank Asya’ya yatırdık. Ancak almak istediğimiz arabanın fiyatı yüksek olunca bir kredi daha çektim. Bütün birikimlerimi toplayarak aracı aldım. Bankaya para yatırmanın örgütün yönlendirilmesi ile alakası yoktur” dedi.

ÖRGÜTSEL TOPLANTI DEĞİL, BİLİMSEL TOPLANTILARDI

Zaman zaman arkadaşlarıyla yaptıkları toplantıların yanlış aktarıldığını belirten Alçelik, “Kendime yakın olan şahıslarla toplantı yaptığım yalandır. Arkadaşlarımla akademik toplantılar yaptık. Bunlar örgütsel toplantı değil, bilimsel toplantılardır” ifadelerini kullandı.

KANSER TEDAVİM YARIM KALDI

Kanser hastası olduğunu ve tedavisinin cezaevinde yapılamadığını söyleyen Alçelik, “5 aydır cezaevindeyim. Kanser tedavim yarım kaldı. Ve şu anda gerekli tedaviyi olamıyorum. Görev başında iken binlerce hastaya umut olan şahsımın tedavisine fırsat verilmiyor. Bu hakkaniyetli değildir. Tedavimin sağlıklı şartlarda yapılabilmesi için beraatimi istiyorum” dedi.

İDDİALAR SOYUT İFADELERE DAYANMAKTA

Adli Kontrol Şartıyla tutuksuz yargılanan Bayram Çörekçi yaptığı savunmada, “Hakkımdaki iddialar soyut ifadelere dayanmakta, somut delillere dayanmamaktadır. O nedenle kabul etmiyorum. Aleyhimde bulunan tanık beyanlarının sahipleri ile geçmişte çeşitli sıkıntılar yaşadık. Bu nedenle bu ifadeleri verdiklerini düşünüyorum” dedi.

HİSSE SENEDİ ALIP SATIYORDUM

Banka hesabını hisse senedi alıp satmak için kulandığını belirten Çörekçi, “Aktif bankla hesabım şüphe nedeni sayılmış. Ben bu hesabı 2010 yılında açtım. Hisse senedi alıp satıyordum. Aracı şirketim Bank Asya ile çalışıyordu. Hesap özetlerine bakıldığında 2013 yılına kadar hesabımda bu işlemleri yaptığım görülebilir.  Bu dönemde eşim bir kaza geçirdi. Yeni bir araba almak zorunda kaldık. 2014 yılının Ocak ayından sonra bu nedenle hisse alım satımı yapamadım. Sonra durumum düzelince Doçentlik sürecime denk geldi. Hisseleri anlık takip edemediğim için paramı altın hesabı ile katılım hesabımda bulundurdum. Bankanın finansal yapısını güçlendirmek için işlem yaptığım ideaları kabul etmiyorum. Beratimi istiyorum” ifadeelerini kullandı.

ŞAHSIMA HAKSIZLIK YAPILIYOR

Tutuklu yargılanan Bedri Selim Benek ise kendisine haksızlık yapıldığını belirterek, “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Hakkımda aleyhe tanıklıkları bulunun kişilere geçmişte husumetler yaşadım. Önce hakkımda adli kontrol hükmü verildi. Daha sonra Baylock kullanıcısı olduğum iddiasıyla tutuklandım. Bu programı kullanmadım. Kenan Gümiştekin ile birlikte hareket ederek mobbing uyguladığımı söylüyorlar. Bunu söyleyenlerde mobbing iddialarını birbirlerini tanık göstererek anlatmışlar. Vaktinin büyük bir kısmını laboratuarda geçiren şahsıma haksızlık yapılıyor. Terör örgütü ile adımın geçirilmesini kendime zul görüyorum. Hakkımdaki asılsız iddiaların, yargılama sonucunda gerçek olmadıkları ortaya çıkacaktır.  Basma kalıp ifadelerle hakkımda hüküm oluşturulmuş. Ancak suçluluğumu ortaya koyan ve delil ile desteklenmeyen bu kararların yanlış olduğunu düşünüyorum” dedi.

BYLOCK’U WİFİ ÜZERİNDE DE KULLANMIŞ

Benek bylock kullancısı olduğunu da kabul etmeyerek, “Baylock kullanıcısı olduğum iddia ediliyor. Bunu kabul etmiyorum. Wifi üzerinden hakkımda Baylock tespitti yapıldığı söylenmemişti. Bunu huzurunuzda öğrendim. GSM hattı üzerinden tespit edilgi söylenen Baylock hattını desteklemek için WİFİ tespitinin eklendiğin düşünüyorum. Beratimi istiyorum” dedi.

ÖRGÜT ÜYESİ OLSAYDIM BANK ASYA’YA YATIRIRDIM

Adli Kontrol Şartıyla tutuksuz yargılanan Betül Yılmaz Evmek, “Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. 2009 yılında Bank Asya da hesap açtım. Bu tarihte Alanya da çalışıyordum. Maaşımı buradan alacağım söylendiği için bu hesabı açtım. 2010 yılında bu iş yerinden ayrıldım. Bu neden hesabımda para artışının olmadığı hatta azaldığı görülebilinir. Daha sonra evlenmiş olmam nedeni ile ziynet eşyalarını bozdurunca elimizde yüklü bir para oldu. Bu parayı başka bir bankaya yatırdık. Örgüt üyesi olsaydım Bank Asya’ya yatırırdım” dedi.

ÜNİVERSİTE KOMİSYONUNDAN OLUMLU KARAR ÇIKMIŞTI

Hakkında yapılan ihbar tutanağını da kabul etmediğini belirten Evmek, “İhbar tutanağını kabul etmiyorum. Araştırma yapılmadan KYK ile ihraç edildim. Hâlbuki üniversite soruşturmasında görevime devam etmem noktasında olumlu karar çıkmıştı” dedi.

İHH’YA BAĞIŞ YAPTIM

Örgüt üyesi olmadığını yaptığı bağışlarla anlatmaya çalışan Evmek, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından yok edilmek üzerine uğraşılan İHH’ya çeşitli dönemlerimde bağışlarım olmuştur. Bahse konu örgüte üye olsam cemaattin hedefindeki İHH’ya değil. Kimse Yok mu Derneği gibi kuruluşlar bağış yapardım” dedi.

ASİSTANLARIN ABLASI DEĞİLİM

Asistanların ablası olduğu şeklindeki iddiayı da kabul etmeyen Evmek, “Asistanların ablası olduğum ideasına kabul etmiyorum. Çoğu asistanı tanımam. İhbar tutanağında benim hoca olduğum söylenmiş. Ama ben asistanım. Bu ihbarı yapan beni bile tanımıyor. Beratimi istiyorum” ifadesini kullandı.

BAZI KİŞİLERLE SORUNLAR YAŞADIM

Son olarak ise Adli Kontrol Şartıyla tutuksuz yargılanan Bilge Sarıtaş Vural savunlasını yaptı. Vural, “Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Ankara Üniversitesi mezunuyum. Bir süre özel sektörde çalıştım. Bahse konu cemaatin ne okulunda ne yurdunda kaldım. KPSS puanı ile üniversiteye memur olarak atandım. Bir süre sonra diş hekimliğine görevlendirildi. İş disiplini nedeni ile bazı kişilerle sorunlar yaşadım. O kişilerin tanık ifadeleri ile karşınızda bulunuyorum. Bu ifadeleri kabul etmiyorum” dedi.

Zaman Gazetesi aboneliği hakkında da bilgi veren Vural, “Bolu’ya atandığımda kızımı dershaneye verdim. Ancak dershaneye giden öğrenciler Zaman Gazetelerine abone değillerse deneme sınavlarına sokulmuyordu.  Bu nedenle gazeteye abone olmuştum. Gazete evime gelmiyordu ancak ödemesini kredi kartından otomatik olarak yapıyordum. Kızım dershaneden ayrıldıktan sonra aboneli iptal etmeyi unutmuşum. Gazetene arandığımda aboneliğimin devam etiğini öğrendim. Hemen iptal ettirdim. Örgüt üyesi değilim. Beratimi istiyorum” diye konuştu.

Son ifadenin ardından mahkemeye Salı günü saat 09.15’de devam edilmek kaydıyla ara verildi.

 

 

İlk yorum yapan siz olun!
 1250 karakter yazabilirsiniz
Sağdaki kodu buraya yazın! 

Tabaklar Mah. Cumhuriyet Cad. İnci İş Merkezi No: 32 / 32 Bolu   Tel:   Faks:

Tasarım ve Programlama: Piskevit