• resmi ilanlar

Mahkeme heyetinden 312 sayfalık gerekçe

2017-11-28 11:00:14

CEZA ALMALARINA HANGİ EYLEMLER NEDEN OLDU?

Bolu Ağır Ceza Mahkeme heyeti, 15 Temmuz Darbe girişiminde Bolu. 2. Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli 3 eski asker için ‘Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ ettikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet cezası vermişti. 7 ay süren yargılama sonrası Bolu Ağır Ceza Mahkeme heyeti Eylül ayında verdiği kararının gerekçesini kamuoyu ile paylaşıldı. 312 sayfadan oluşan gerekçede, mahkeme süreci en ince ayrıntısına kadar anlatılırken, askerlerin kalkışmaya destek olmak amacıyla ortaya koydukları eylemler, delil ve tanık ifadeleriyle tek tek sıralandı.

 

Özel Haber: Hakan Aydın

Bolu Cumhuriyet Savcılığı tarafından 15 Temmuz kalkışmasının yaşandığında Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli 10 asker hakkında hazırlanan iddianame, Bolu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, 3’ü eski asker olmak üzere 10 sanık mahkeme tarafından yargılanmıştı. Yargılama sonunda Eski Tuğgeneral İsmail Güneşer, eski Yarbay Veli Ceylan ve eski Yüzbaşı Nuri Kıyak, Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan Sıkı Yönetim Direktiflerine destek oldukları gerekçesiyle Ağırlaştırılmış Müebbet Cezası’na çarptırılmış, yargılanan 7 asker ise beraat etmişti.

2 AY SONRA GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI

Bolu Ağır Ceza Mahkeme heyeti Eylül ayında yargılamayı bitirirken, gerekçeli kararını ise 2 ay sonra kamuoyu ile paylaştı. 312 sayfadan oluşan gerekçeli karar da 15 Temmuz darbe girişimi sırasında çeşitli eylemlerde bulunan ve ceza alan İsmail Güneşer, Veli Ceylan ve Nuri Kıyak’ın tüm eylemleri tanık beyanlarıyla gerekçeli kararda yer aldı.

312 sayfadan oluşan Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında ceza alan ve beraat eden sanıklar için şu ifadeler kullanıldı;

SANIK İSMAİL GÜNEŞER HAKKINDAKİ MAHKEMEMİZİN KABULÜ;

EYLEMLERİ TEK TEK SIRALANDI

Sanık İsmail Güneşer'in, 15 Temmuz 2016 tarihinde birliği ile birlikte Hakkari Şemdinli'de bulunduğu, sözde sıkıyönetim direktifini ve Bolu- Düzce sıkıyönetim komutanı olduğunu belirten atama listesini öğrenmesini müteakip, önce Bolu ikinci komando Tugay Komutanlığı vekili Cahit Tirindaz'ı arkasından da Bolu İl Jandarma Alay Komutanı Türker Yılmaz, Bolu İl Emniyet Müdürü Mustafa Kızılkaya ile Düzce İl Jandarma Komutanı Bilal Güvenir'i arayarak, sıkıyönetim direktifine uyulması yönünde gerekli hazırlıkların yapılması talimatını verdiği, sanığın aradığı kişilere Vali ve Belediye Başkanlarının görevden alınması ve yerlerine atanacak kişilerin araştırılması hususunda talimat verdiği, kendisinin Hakkari'den yola çıkarak Bolu'ya ulaşmak üzere olduğunu beyan ettiği, sanığın söz konusu talimatlarını ilettikten sonra Hakkari Şemdinli'den Van'a ulaşarak oradan da Bolu'ya intikal etmeyi düşündüğü fakat helikopter talebinin 3.Tümen Komutanı Halil İbrahim Ergin tarafından karşılamadığı, bunun üzerine sivil araçla gitmeyi talep ettiği, bu talebinin de kabul görmemesi üzerine aynı gün Şemdinli'den Yüksekova istikametine yapılması planlanan bir KTM konvoyuna katılarak Yüksekova'ya ulaşmaya çalıştığı, bu esnada sanığın Bolu'ya doğru hareket ettiğini öğrenen Kolordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel'in, Tümen Komutanı Halil İbrahim Ergin'i arayarak sanığın Şemdinli'den ayrılmaması konusunda talimat verdiği, Halil İbrahim Ergin'in, sanık İsmail Güneşer'in KTM konvoyu ile Şemdinli'den ayrıldığı bilgisini ileterek Yüksekova'ya kadar gelmesine müsaade edilmesini talep ettiği fakat bu talebin İsmail Metin Temel Paşa tarafından kabul edilmemesi sonrasında sanığın KTM konvoyundan indiği, sanığın yeniden Şemdinli'ye intikali hususunda imkanların araştırıldığı sırada KTM konvoyunun da iptal edilmesi üzerine sanığın aynı yolla yeniden Şemdinli'ye döndüğü, sabah saatlerinde de gözaltına alındığı anlaşılmıştır.

SIKIYÖNETİM KOMUTANI GİBİ HAREKET ETTİ

Her ne kadar sanık, hiçbir şekilde sıkıyönetim direktifine uyma ve bu doğrultuda emirler verme gibi bir girişiminin olmadığını ifade etmiş ise de; Bolu'da bulunan askeri birlik komutanlarını, İl Emniyet Müdürünü ve hatta Düzce İl Jandarma Komutanını aramak suretiyle sıkıyönetim direktifine uyulması yönünde talimatlar verdiği sabit olduğundan ve bu yöndeki emir ve talimatları yeminli tanık beyanları ve Bolu Valiliğinde tutulan tutanak  ile doğrulandığından, sanık İsmail Güneşer'in savunmalarına itibar edilmemiştir. Bu sebeplerle, Sanık İsmail Güneşer'in Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmak amacı güden FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihinde "Yurtta Sulh Konseyi" adı altında oluşturdukları askeri cunta ile hazırlanan sıkıyönetim direktifine bağlı kalarak ve bu cuntanın kendisine vermiş olduğu Bolu-Düzce sıkıyönetim Komutanlığı sıfatı ile hareket ederek, Anayasal Düzenin Ortadan kaldırılmasına yönelik eylem ve fiillere aktif katılımının bulunduğu kabul edilmiştir.

DARBEYE TEŞEBBÜS EDENLERLE FİKİR VE EYLEM BİRLİĞİ İÇERİSİNDE

Sanık İsmail Güneşer'in durumu bu kapsamda değerlendirildiğinde; sanığın sözde sıkıyönetim direktifinde Bolu-Düzce İllerinden sorumlu sıkıyönetim komutanı olarak atanması sonrasında, yasal olmayan sıkıyönetim ilanına destek olma gayesiyle hareket ettiği kabul edildiğinden, darbe teşebbüsünde bulunanlarla aynı amaç suç etrafında birleştiği ve işlenen suç için fikir birliği bulunduğu sonucuna varılmıştır. Aynı şekilde, sıkıyönetim direktifinden sonra, Bolu ve Düzce'deki kolluk amirlerini aramak suretiyle sıkıyönetim direktifinin uygulanması hususunda gerekli hazırlıklara başlanılması yönünde emir verdiği sabit olduğundan, 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen eylemlerin  icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunduğunu söylemek de mümkündür. Sanığın olay gecesi gerçekleştirdiği eylemlerin bireysel bir amaçla/saikle değil, yasa maddesinde belirtilen ve suç teşkil eden amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında gerekleştirildiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle, sanık İsmail Güneşer'in, gerçekleşen darbeye teşebbüs eylemine fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğinin sabit olduğu kabul edilmiştir.

İLLİYET BAĞI BULUNDUĞU KABUL EDİLMİŞTİR

15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen darbeye teşebbüs eyleminin, FETÖ/PDY terör örgütün elinde bulunan insan gücü ve ağır silahlar dikkate alındığında, anayasal düzen için bir tehlike oluşturduğu kuşkusuzdur. Bu tehlikeyi makul ve mantıklı her üçüncü kişi öngörebilir. Asker sınıfından olan sanık İsmail Güneşer'in, kalkışma eylemiyle demokratik anayasal düzenin somut bir tehlike altına gireceğini öngörmemesi ihtimali bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanık İsmail Güneşer'in fiili ile ortaya çıkan somut tehlike arasında uygun illiyet bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

SANIK VELİ CEYLAN HAKKINDAKİ MAHKEMEMİZİN KABULÜ;

DARBEYE DESTEK OLMAK İÇİN HAZIRLIK YAPTI

Sanık Veli Ceylan'ın, sözde sıkıyönetim direktifine ekli atama listesinde Bolu ve Düzce sıkıyönetim komutanı olarak atanan ve mahkememizce darbe teşebbüsüne aktif katılımının bulunduğu kanaatine ulaşılan İsmail Güneşer ile yapmış olduğu görüşme sonrasında ve Cahit Tirindaz'ın personelin kışlaya çağrılması ve KOKTOD düzenine geçilmesine yönelik emirleri doğrultusunda, Bolu 2.Tugay Komutanlığı kışlasında darbe teşebbüsüne destek olabilme adına gerekli hazırlıkları yaptığı, bu kapsamda askerin KOKTOD düzenine geçirilmesi için gerekli çalışmaları kontrol ettiği, askerin kışla dışına çıkabilmesi için olası giriş-çıkış ihtimallerini değerlendirmek için mühimmat temin ederek 2. Tugay Komutanlığı kışlasının Nizamiye kapılarını kontrol ettiği, daha sonra kendi el yazısı ile hazırladığı ceride kayıtlarını resmi ceride kayıtları haline getirmeye çalıştığı, bu hususta Harekat Merkezi personeli olan Semih Aktürk'e emir verdiği ve gece saat 24.00 civarlarında sıkıyönetim direktifine uyulmaya başlandığına yönelik kaydı içeren kendi el yazısı ile oluşturulmuş ceride kayıtlarının resmi ceride olarak mahsus sisteme işlenmesi işlemine nezaret ettiği, Teğmen Ümit Birinci vasıtasıyla rütbelilerden oluşan 9 kişilik bir manga teşkil ettiği ve bu mangaya gerekirse İl Valisinin alınması görevinin kendilerine verileceğini söylediği, darbe teşebbüsünün başarısız olmasını müteakip sabah saatlerinde yeniden Harekat merkezine giderek ceride kayıtlarının yeniden eski haline getirilmesi emrini verdiği, Tanık Mithat Hakan Erdem'in sanık Veli Ceylan'ın hareket merkezine ilk geldiği sırada henüz sıkıyönetim direktifinin içeriğine dahi bakmadan bu işin dönüşü yok bu direktifi uyuyacağız şeklinde beyanı bulunduğuna yönelik yeminli tanıklığı olduğu, bu sebeplerle, Sanık Veli Ceylan'ın Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmak amacı güden FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihinde "Yurtta Sulh Konseyi" adı altında oluşturdukları askeri cunta ile hazırlanan sıkıyönetim direktifine bağlı kalarak ve bu cuntanın kendisine vermiş olduğu emirleri yerine getirmeye çalışarak, Anayasal Düzenin Ortadan kaldırılmasına yönelik eylem ve fiillere aktif katılımının bulunduğu kabul edilmiştir.

FİKİR VE EYLEM BİRLİĞİ İÇERİSİNDE

Sanık Veli Ceylan'ın durumu bu kapsamda değerlendirildiğinde; sanığın sıkıyönetim direktifinden haberdar olmasından sonra, yasal olmayan sıkıyönetim ilanına destek olma gayesiyle hareket ettiği kabul edildiğinden, darbe teşebbüsünde bulunanlarla aynı amaç suç etrafında birleştiği ve işlenen suç için fikir birliği bulunduğu sonucuna varılmıştır. Aynı şekilde,  İl Valisinin göz altına alınması için bir manga teşkil ettiği, birlikte tutulan ceride kayıtlarını değiştirerek sıkıyönetim direktifine uyulmasına başlandığına ilişkin kayıt eklediği, mühimmat temin ederek askerin kışla dışına çıkışı için uygun nizamiye kapısını tespit etmek amacıyla keşif yaptığı sabit olduğundan, 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen eylemlerin  icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunduğunu söylemek de mümkündür. Sanığın olay gecesi gerçekleştirdiği eylemlerin bireysel bir amaçla/saikle değil, yasa maddesinde belirtilen ve suç teşkil eden amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında gerekleştirildiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle, sanık Veli Ceylan'ın, gerçekleşen darbeye teşebbüs eylemine fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğinin sabit olduğu kabul edilmiştir.

DEMOKRATİK ANAYASAL DÜZENİN TEHLİKE ALTINA GİRECEĞİNİ ÖNGÖRMELİYDİ

15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen darbeye teşebbüs eyleminin, FETÖ/PDY terör örgütünün elinde bulunan insan gücü ve ağır silahlar dikkate alındığında, anayasal düzen için bir tehlike oluşturduğu kuşkusuzdur. Bu tehlikeyi makul ve mantıklı her üçüncü kişi öngörebilir. Asker sınıfından olan sanık Veli Ceylan'ın, kalkışma eylemiyle demokratik anayasal düzenin somut bir tehlike altına gireceğini öngörmemesi ihtimali bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanık Veli Ceylan'ın fiili ile ortaya çıkan somut tehlike arasında uygun illiyet bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

SANIK NURİ KIYAK HAKKINDAKİ MAHKEMEMİZİN KABULÜ;

HAZIRLIKLARA ENGEL OLMADI

Sanık Nuri Kıyak'ın, 15 Temmuz 2106 gecesi Bolu 2.Tugay Komutanlığında nöbetçi amir olduğu, saat 22:45 civarlarında sözde Sıkıyönetim Direktifinin harekat merkezindeki personel tarafından kendisine iletildiği, Sıkıyönetim Direktifini alan sanığın durumdan Tugay Komutan vekilini ve Kurmay Başkanını haberdar ettiği, Kurmay Başkanı Veli Ceylan'ın saat 23:30 civarlarında Tugayın Harekat Merkezine geldiği, burada bulunan tanık Mithat Hakan Erdem'in beyanına göre "bu işin şakası yok, Sıkıyönetim Direktifine uyacağız" diyen sanık Veli Ceylan'ın bu beyanını duyduğu halde, sanık Nuri Kıyak'ın Sıkıyönetim Direktifiine uyulmamasına yönelik herhangi bir aktif eylemde bulunmadığı, aksine personelin kışlaya çağrılması ve KOKTOD düzenine geçilmesi konusunda istekli bir tavır sergilediği, sanık Veli Ceylan'ın askerin kışla dışına çıkmasını temin maksadıyla Tugayın giriş çıkış kapılarını kontrolü esnasında kullanmak üzere mühimmat talep ettiği, sanık Nuri Kıyak'ın Veli Ceylan'ın mühimmat talebinden haberdar olduğu, hatta sanık Ahmet Üney'in ve yanındakilerin cephanelikler bölgesine girdiklerini, kendisini arayan tanık Ahmet Uzun vasıtasıyla öğrendiği, sanığın, Ahmet Üney'in mühimmat alacağından haberdar olduğunu belirterek mühimmat alınmasına rıza gösterdiği, bölüğü geçici görevle Hakkari'de bulunan bir müfreze personeline mevzuata aykırı olacak şekilde mühürlü olan depolarını açmaları ve silahlı olarak içtima alanında hazır bulunmaları konusunda baskı uyguladığı, hatta müfreze personelinin silahlarının depoda bulunduğunu belirtmiş olmalarına rağmen "o zaman cephaneliğinizin kilidini patlatmaya hazır olun" şeklinde beyanda bulunarak bu yöndeki amacını açıkca ortaya koyduğu, dijital materyallerinden elde edilen Whatsapp görüşmelerinde birliğin bir an önce KOKTOD düzenine geçirilmesi konusunda gayret sarf ettiğinin anlaşıldığı, yine bu görüşmeler sırasında KOKTOD düzeninin o aşamasında lüzumlu bulunmamasına rağmen şehir haritalarını sorduğu, sonrasında da "hazır haberini bekliyorlar bizden" demek suretiyle birliğin dışarıya çıkarılması için birilerinden emir aldığı hususunu ikrar ettiği, sanığın eylemlerinin ortaya çıkarılması için beyanlarına başvurulan ve ilgili kısımları yukarıda gerekçeye eklenen bir çok tanığın açıkca Nuri Kıyak'ın o gece içtima alanında son derece heyecanlı ve telaşlı bir şekilde hareket ettiğini beyan ettikleri, sanığın "dışarıya çıkabiliriz, Bolu'yu, Düzce'yi ele alabiliriz, İsmail Güneşer Sıkıyönetim Komutanı ilan edildi, Hakkari'den yola çıktı, Bolu'ya gelmeye çalışıyor, dışarı çıkarsanız kimseye acımayacaksınız, mavi bere, bordo bere fark etmez, emirlere uymayanlar derdest edilecek, emir verilirse dışarı çıkacağız, emir verilirse bu emre uyacağız" gibi sözlerle sözde Sıkıyönetim Direktifine uyulmasını arzu ettiğini açıkca beyan ettiği, bu sebeplerle, Sanık Nuri Kıyak'ın Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmak amacı güden FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihinde "Yurtta Sulh Konseyi" adı altında oluşturdukları askeri cunta ile hazırlanan sıkıyönetim direktifine bağlı kalarak ve bu cuntanın kendisine vermiş olduğu emirleri yerine getirmeye çalışarak, Anayasal Düzenin Ortadan kaldırılmasına yönelik eylem ve fiillere aktif katılımının bulunduğu kabul edilmiştir.

YASAL OLMAYAN SIKIYÖNETİM DİREKTİFLERİNE DESTEK OLMUŞ

Sanık Nuri Kıyak'ın durumu bu kapsamda değerlendirildiğinde; sanığın sıkıyönetim direktifinden haberdar olmasından sonra, yasal olmayan sıkıyönetim ilanına destek olma gayesiyle hareket ettiği kabul edildiğinden, darbe teşebbüsünde bulunanlarla aynı amaç suç etrafında birleştiği ve işlenen suç için fikir birliği bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca personelin içtima alanında toplanıp KOKTOD düzenine geçirilmesinde aktif rol aldığı, Veli Ceylan'ın mühimmat talebine olumlu onayıyla imkan sağladığı, dışarı çıkılacağı, yönetimin ele alınacağı ve sıkıyönetim direktifine uyulacağı yönündeki söylemleriyle darbe teşebbüsüne katkı yaptığı sabit olduğundan, 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen eylemlerin  icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunduğunu söylemek de mümkündür. Sanığın olay gecesi gerçekleştirdiği eylemlerin bireysel bir amaçla/saikle değil, yasa maddesinde belirtilen ve suç teşkil eden amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında gerekleştirildiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle, sanık Nuri Kıyak'ın, gerçekleşen darbeye teşebbüs eylemine fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğinin sabit olduğu kabul edilmiştir.

İLLİYET BAĞI BULUNDUĞU KABUL EDİLMİŞTİR

15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen darbeye teşebbüs eyleminin, FETÖ/PDY terör örgütün elinde bulunan insan gücü ve ağır silahlar dikkate alındığında, anayasal düzen için bir tehlike oluşturduğu kuşkusuzdur. Bu tehlikeyi makul ve mantıklı her üçüncü kişi öngörebilir. Asker sınıfından olan sanık Nuri Kıyak'ın, kalkışma eylemiyle demokratik anayasal düzenin somut bir tehlike altına gireceğini öngörmemesi ihtimali  bulunmamaktadır. Bu nedenle, sanık Nuri Kıyak'ın fiili ile ortaya çıkan somut tehlike arasında uygun illiyet bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

BERAATLARIN GEREKÇESİ NE?

 

Mahkemede yargılanan Üsteğmen Mustafa Gürlü, Üsteğmen Vahit Sergici, Astsubay Ahmet Üney, Üsteğmen Burak Civelek, Yarbay Murat Gelen, Teğmen Ümit Birinci ve Üsteğmen İbrahim Arslan için verilen beraat kararında, “Anayasayı İhlal suçunu oluşturacak şekilde, sözde sıkıyönetim direktifine destek olma anlamına gelebilecek herhangi bir fiil ve eylemine tesadüf edilmediği anlaşıldığından ve yine sanıkların örgüt üyesi olduğunu kanıtlayacak örgütsel bağ ve hiyerarşiyi ispata yarar herhangi bir delile ulaşılamadığından, sanıkların CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesini uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır” ifadelerine yer verildi. 

İlk yorum yapan siz olun!
 1250 karakter yazabilirsiniz
Sağdaki kodu buraya yazın! 

Tabaklar Mah. Cumhuriyet Cad. İnci İş Merkezi No: 32 / 32 Bolu   Tel: +9 0374 2178285   Faks: +9 0374 2178295

Tasarım ve Programlama: Piskevit