• resmi ilanlar

"SU HAYATTIR"

2018-03-22 11:00:02

Bolu TEMA İl Temsilciliği tarafından 21 Mart Dünya Ormancılık Günü, Orman Haftası ve 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yürüyüş düzenlendi. Düzenlenen yürüyüşte Bolu TEMA İl Temsilcisi Selma Demirel, su tehdidi altında olan 100 bölgeden birinin Bolu olduğuna vurgu yaptı. Yürüyüşe, Bolu TEMA İl Temsilcisi Selma Demirel, Abant İzzet Baysal üniversitesi Genç TEMA Topluluğu, eğitim sorumluları, TEMA projesi kapsamındaki okullardaki öğrenciler ve öğretmenler katıldı.

 

Kent Meydanı’ndan başlayan yürüyüşte “Su Hayattır” sloganları atılarak İzzet Baysal Caddesi Kadı Cami önüne gelindi. Burada bir açıklama yapan Bolu TEMA İl Temsilcisi Semra Demirel; “Bugün Dünya Su Günü. Bizim için çok önemli. Çünkü su olmadan hayat olması mümkün değil. Birleşmiş milletler raporuna göre su varlığımızın %70’ni ormanlardan sağlıyoruz. Yani orman olmadan, su olmadan yaşamın ekosistemin devam etmesi mümkün değil. Dünya üzerinde Birleşmiş Milletler Raporuna göre 2.1 milyar insan küresel çölleşme ve susuzluk tehdidi altında. Dolayısıyla iklim değişikliklerinin, küresel ısınmanın farkındayız. Su kaynaklarımızı korumazsak susuz kalacağız. Susuz kalmak demek, hayatımızı devam ettirememiz, fakirleşmemiz aç kalmamız demek. Bu sebeple TEMA Vakfı gönüllüleri Türkiye su haritasını çıkardılar. Su tehdidi altında olan 100 bölge belirlediler. Bu 100 bölgede bir tanesi Bolu. Bu 100 bölgeden bir tanesi de Bolu. Bolu’da sular kirlenmeyle karşı karşıya. Su kaynaklarımız kirlenmesin, doğamızı, ekosistemimizi korumak zorundayız. Bizler hiçbir karşılık beklemeden bize su, yaşam sağlayan doğaya saygı göstermeliyiz. Siz gelecek kuşaklar bunu sağlayacaksınız. Evlerde, iş yerlerinde, günlük hayatınız da su tasarrufuna önem vereceksiniz” dedi.

 

 

Demirel, TEMA Vakfı’nın bu yıl 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nü iklim, toprak, su ilişkisine ve ormanların yaşamsal önemine dikkat çektiğini ifade ederek, “TEMA Vakfı gönüllüleri bu kapsamda fidan dikimi ve bakımı, Su Zinciri Farkındalık Yürüyüşü, tanıtım ve bilgilendirme stantları, belgesel gösterimleri ile eğitim etkinlikleri düzenliyor. Gönüllüler, farklı şehirlerde etkinlikler gerçekleştirerek yaşamın temel kaynağı su ile orman ekosistemlerinin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca TEMA Vakfı, Türkiye Su Varlıklarına Yönelik Tehditler Haritası’nın güncellenmesi için destek çağrısında bulunuyor. Ormanların ürettiği hizmetler aracılığıyla canlı yaşamına önemli katkılar sunduğunun altını çizen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Hiçbir karşılık beklemeden canlılara hizmet sunan ormanlar, erişilebilir tatlı suların yaklaşık %75’inin sağlanmasında rol üstleniyor. Ekolojik işlevleri ile birlikte ormanlar dünya nüfusunun %20’sine geçim olanakları sunuyor. Orman varlıklarını iklim değişikliği, yangınlar ve ormansızlaşma gibi etkenler olumsuz etkiliyor. Bu açıdan ele alındığında orman varlıklarının korunması için yüksek düzeyde hassasiyet gösterilmesi gerekliliği öne çıkıyor” dedi.

 

İklim değişikliğinin sadece dünyayı değil, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir konu olduğunu vurgulayan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, “Geçen yıl yaz aylarında yaşanan aşırı iklim olayları ile iklim değişikliğinin etkisini Türkiye’de de hissetmeye başladık. Bunun gibi sayılabilecek farklı etkiler de mevcut. Bugün iklim değişikliği ile birlikte ortaya çıkan suyla ilişkili krizleri görüyoruz. Bitki örtüsünün, toprağın, nehirlerin ve göllerin bozulması sellerin, kuraklığın, su kirliliğinin şiddetini ve etkisini daha da artırıyor. Ekosistemlerimizi ihmal ettiğimizde, hayatta kalmak ve gelişmek için ihtiyacımız olan suya erişimimizi zorlaştırıyoruz. Doğa temelli çözümler birçok su sorununu çözme potansiyeline sahiptir. Bu kapsamda yeni ormanlar oluşturulması, nehirlerin taşkın yataklarına yeniden bağlanması ve sulak alanların iyileştirilmesi su döngüsünü yeniden dengeleyecek ve hayatı olumlu etkileyecektir. Bununla birlikte 2016 yılında Türkiye’deki su sorunlarını tespit edebilmek için vatandaş bilimi yöntemi ve gönüllülerimizin kıymetli destekleri ile Türkiye Su Varlıklarına Yönelik Tehditler Haritası’nı hayata geçirdik. Gönüllülerimiz bugüne kadar 50 ilde 100 vaka tespit etti. Ancak maalesef tehditlerle karşı karşıya olan ve henüz bu çalışma ile belgelenmemiş birçok farklı su varlığı var. Tehdit altında olan başka su varlıklarının tespit edilmesi ve haritanın güncellenmesi için herkesi katılımcı olmaya davet ediyoruz. Haritaya katkı sağlayan temsilcilerimize ve gönüllülerimize teşekkür ediyoruz” dedi.

 

Birleşmiş Milletler ise Dünya Su Günü için çarpıcı veriler içeren bir rapor derledi. Rapora göre 2,1 milyar insan güvenli bir şekilde yönetilen içme suyu hizmetlerine erişemiyor. 2050’ye kadar dünya nüfusunun 2 milyar artması ile birlikte su talebinin bugüne göre %30 oranında artacağı tahmin ediliyor. Dünyada su tüketiminin %70’i sulama amaçlı tarımda kullanılıyor. Yüksek su stresi ve nüfus yoğunluğu olan bölgelerde bu rakam yükseliyor. Sanayi, enerji ve üretim suyun %20’sini kullanıyor. Kalan %10’luk kısım evsel kullanıma giriyor. İçme suyu için kullanılan oran ise %1’den daha az. Bugün potansiyel olarak şiddetli su kıtlığı olan bölgelerde yaklaşık 1,9 milyar insan yaşıyor. 2050 yılına gelindiğinde bu yaklaşık 3 milyar insana yükselebilir. Yaklaşık 1,8 milyar insan kirli bir içme suyu kaynağı kullanıyor. Küresel olarak toplum tarafından üretilen atık suyun %80’inden fazlası, arıtılmadan veya tekrar kullanılmadan çevreye geri akıtılıyor. Sel baskını riskine maruz kalan insanların sayısının 2050’de 1.6 milyara çıkacağı tahmin ediliyor. Bugün yaklaşık 1,8 milyar insan arazi bozulumu ve çölleşmeden etkileniyor. Ormanlık arazinin en az %65’i bozulmuş durumda. 1900 yılından beri insan faaliyetinin bir sonucu olarak doğal sulak alanların tahmini %64-71’i kaybedildi. Her yıl 25 ila 40 milyar ton toprak tarım kaynaklı toprak erozyonuna uğruyor. Bu durum ürün verimini ve toprağın su, karbon ve besin maddelerini düzenleme kabiliyetini önemli ölçüde azaltıyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) 2009’da yayımladığı Türkiye Su Raporu’na göre Türkiye kişi başına düşen 1400 m3 su varlığı ile su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. İklim değişikliğinin etkisi ile ülkemize düşen yağışın %40’a varan oranlarda azalacağı ön görülüyor. Türkiye artan nüfusu ile su kıtlığı çeken ülke haline gelebilir. Aşırı kullanım nedeniyle kurak günlerin sigortası olan yer altı suları azalıyor. Bu bakımdan suyun korunması gereken bir varlık olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Su varlığını korumak için mevcut kanun ve yönetmeliklerin geliştirilmesi gerekiyor. Öncelikle suyu korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen bir su kanununun yasalaşması gerekiyor. Bu sebeple, TEMA Vakfı 2010-2011 yıllarında akademisyenler, danışmanlar, hukukçular ve uzmanların katkısıyla su kanunu tasarısı için bir öneri hazırladı. 2012 yılında karar vericiler ve kamuoyu ile paylaşılan TEMA Vakfı Su Kanunu Tasarısı önerisi, su varlığının korunmasında hukuksal, yönetimsel ve etik yeni ilke ve kurallar getiriyor. Tasarı önerisi ile karar vericileri ekosistemlerin su hakkını ve toplumun kaliteli ve yeterli suya erişim hakkını temel alan önerilerimizi dikkate almaya davet ediyoruz.”

 

İlk yorum yapan siz olun!
 1250 karakter yazabilirsiniz
Sağdaki kodu buraya yazın! 

Tabaklar Mah. Cumhuriyet Cad. İnci İş Merkezi No: 32 / 32 Bolu   Tel: +9 0374 2178285   Faks: +9 0374 2178295

Tasarım ve Programlama: Piskevit