• resmi ilanlar
M. Cengiz Poyraz m.cengizpoyraz@gmail.com

ÇOCUKLUĞUMUN KASABASI NALLIHAN –vı- SU DEĞİRMENLERİ

07.05.2013 00:22:26

 

1975’lere kadar buğday bu su değirmenlerinde öğütülür, çeltikte kabuğundan suyla çalışan ding’lerde dövülerek ayrılırdı. Oluk başından Akdere istikamatinde girilip ikiyüz metre sonra sağa dönülerek bağların arasından gidilen, İstanbul yolunun alt tarafında kalan bir yerde Beş değirmenler vardı. Her ne kadar adı beş değirmenlerse de burada iki değirmen vardı. Her halde üst taraflarda daha önceleri üç tane daha vardı ki buraya beş değirmenler deniliyor.

     Kaya musluk mevkisinde ziraat bahçesinin hemen üstünde de bir değirmen vardı. Ayaşlı Hamza’nın değirmeni ve dingi de, Akdere’ye giden yolun solunda yüz elli metre kadar içeride çayın kenarındaydı. Bir değirmende Akdere’de  Huşebe yolunda, köprünün hemen yanındaydı. Buraya Fikrinin değirmeni denirdi.

     O yıllarda herkes kendi buğdayını kendi öğütürdü. Önce buğdaylar eşeklere yüklenip oluk başına getirilirdi. Orada yıkanıp çelinden çöpünden taş ve topraktan arındırılır, sonrada evlerin yakınında bir yerde kılçan, çadır bezi veya benzeri yaygılara serilerek kurtulurdu.     

      Kuruyan buğdaylar tekrar çuvallanarak uygun bir zamanda yine eşeğe yüklenerek değirmene götürülüp sıraya girilir ve beklenir, sıra gelince de başında durularak öğütülürdü. Un öğütme ücreti yarımla başına ya bir miktar para ile ya da hak denilen bir ölçekle buğday olarak ödenirdi.( Yarımla: Tahılları ölçmede kullanılan 16 kg’lık ahşaptan yapılmış bir kasnaktır.)

     Un değirmenleri sanki ayrı bir dünya gibiydi. Kendine özgü hoş bir kokusu vardı. Suyun sesi ve serinliği, değirmenin doğayla bütünleşmiş yapısı insanda tarifi zor bir duygu uyandırır, haz verirdi. Bugün Beş değirmenler ve ding artık yok.  Hepside zamana mağlup oldular. 

     Evlerde yaygı olarak hasır, kilim ve eski elbise kumaşlardan kesilen şeritlerle el tezgâhlarında dokunan çul bezleri kullanılırdı. Halı herkesin evinde olmazdı. Evlerde pencere önlerine duvardan, duvara yapılmış sedirlerde ve yere serilmiş yer minderlerinde oturulurdu.

    Odalarda bir iki tanede altı telle gerdirilmiş tahta sandalye bulunurdu. Daha sonraları yer yataklarının yerini somyalar almaya başlamış, somya üzerlerine divan örtüsü diktirilip sıra, sıra yastıklar döşenerek oturma amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.

     Nallıhan’ın dört yanı dağlarla çevrilidir. Adete  bir çanağın içinde gibidir. Yaz aylarında aman vermez bir sarı sıcakla yanar, kavrulur. Nal Çayının binyıllar içinde açtığı Akdere boğazdan gelen esintiyle biraz olsun nefes alsa da yaz aylarında sıcak göz açtırmazdı. Sarıyar ve Gökçe kaya barajlarının yapılmasından sonra şimdilerde iklim biraz daha mutedil oldu.

      Gündüz akşama kadar ısınan dağlar gece sanki ikinci bir güneş gibi depoladıkları sıcağı kusar insanları bunaltırdı. İşte o sıcak yaz gecelerinde mecburen evlerin camları açık olarak yatılır, sivrisineklerden korunmak içinde yataklar çok ince bir kumaştan yapılmış cibinlik denilen bir çeşit çadırın içine serilirdi.

     Sivrisinekler gecelerin kâbusu olurdu. O zaman çay boyundaki tarlaların hemen hepsinde çeltik yetiştirilirdi. Çeltik birbirinden tonçlarla ayrılmış içi suyla dolu tavalarda ekilir. Bu suyla dolu çeltik tarlaları sivrisineklerin üremesi için eşi bulunmaz bir ortamdır. Çeltiğin verimli bir şekilde yetiştirilebilmesi için otunun elle ayıklanması gerekirdi. Çeltik otu ayıklamak yazın kasabanın kadınları için çok önemi bir kazanç kapısıydı. DEVAM EDECEK

 

    Gam ve telaş sizlerden uzak olsun efendim.

    Huzur bulun, hayırla kalın.

 

 

YORUMLAR  (Toplam 4 yorum)

  • Sedat yıldız  (17.02.2018 19:32:29)

    Kayamusluk çay bahçesi

  • DrDurmuş ÖZTÜRK  (11.05.2013 10:41:47)

    Bu anı beni köyüme (Ayman)ve kasabama yıllar ötesine götürdü bende aynı dönemde yaşadığım kasabamdan mesleğimiz gereği ayrıldık yazdan yaza bayramdan bayrama Nallıhana gidiyorum

  • Yurdanur Balkan  (10.05.2013 04:08:37)

    Bir Akdereli olarak beni çocukluğuma götürdünüz. Teşekkürler. Yazılarınızı saklayacağım.

  • Ayhan Atasever  (08.05.2013 16:57:48)

    Nallıhan yazılarınızı ailece zevkle okuyoruz. Ellerinize sağlık, İSTANBUL

  • Yorum yazın!
     1250 karakter yazabilirsiniz
    Sağdaki kodu buraya yazın! 

    Yazarın son yazıları

    Yazarın TÜM YAZILARI

    NÖBETÇİ ECZANE

    • TANSU Eczanesi Hastane Cad.Mustafa Bey Apt. No:25(KADIN DOĞUM HAS. KARŞISI) Tel: 0374 213 67 92
    • SEVAL Eczanesi Sağlık Mah. Hekim Sok.No 9A/13 (Köroğlu Devlet Hast.Acil Karşısı) Tel: 0374 270 31 30
    Vefat edenler

    KÖŞE YAZILARI

    TÜM YAZARLAR

    EN ÇOK OKUNANLAR

    Site içi arama

    Tabaklar Mah. Cumhuriyet Cad. İnci İş Merkezi No: 32 / 32 Bolu   Tel: +9 0374 2178285   Faks: +9 0374 2178295

    Tasarım ve Programlama: Piskevit