• resmi ilanlar
Fevzi Saçlı

OKU DİYEN HAK BİLGİMİ PAYLAŞMAM DİYENE BAK

05.07.2014 00:00:02

Yaradan, kullarının kendi koyduğu normlara uygun olarak yaşamalarını sağlamak için yarattığı kullarının içinden cenabı hakkın normlarına uygun bir düzeni sağlayacak kişileri peygamber olarak göndermiş. Tabii peygamber olarak görevlendirilen kişi kendisinin yüce yaradanın dünyada yaşayan kullara peygamber olarak görevlendirdiğine inandırması oldukça güç olmuş.

Tüm peygamberler, yaradanın tüm kullarının, yaradana yakın olmaları için hayatta kaldıkları sürece gayret ve çaba içinde olduklarını okurken,buna paralel olarak bazı din düşmanlarının,ve de bu din düşmanlarının içinde nebiye en yakın akraba olduğu halde nebinin bu gayretini baltalamak için nasıl etkili olup nebiye eziyet ettiklerini de okuyoruz.

Adem aleyhisselamla getirilen ve de islamiyet diye isimlendirilen bu din, uygulayıcı olan peygamberlerinin adeta mezarlarının toprağı kurumadan, yaradanın belirlediği normlara uygun bir hayat yaşamaları bir yana kitabının ortada olduğu halde tahrifatlara başlamışlar.

İnsanların kendi kendine ürettikleri dinleri bir yana bırakılırsa, önce Musa aleyhisselama gelen kutsal kitap olan tevrat, yine onun kavmi olan yahudiler tarafından bir yana bırakılıp alim olarak nitelenen kişilerce meydan getirilen eserlere uyarak dini şirazesinden çıkarmışlardı.

Ya hırıstiyanlara bilmem ne demeli, kendilerine peygamber olarak gönderilen bir ölümlüyü tanrılaştırarak sapkınlıkta zirve yapmışlar adeta. Allahın oğlu mertebesine yükseltmekle kalmayıp, onun yardımcılarını(Havari)   da peygamber olarak tayin ettirmişler.

Biri çıkmış on ikinci imam kaybolmadı. Bir gün gelip tüm dünyayı müslüman yapacak derken, camilerindeki sütunlarını yanında, dünyanın pis olduğundan Hz Hüseyinin kerbela toprağını kanıyla yıkayarak temizlediği için eski iki buçuk liradan biraz büyük ve kalın tuğlalar yaparak hiç olmazsa namaz kılarken alnımızı temiz yere koyalım diyerek secdede başlarını o tuğlalara koyarak yapıyorlar.

Diğer bir gurup çıkmış kuran ve hadislerin bir görünen anlamı, bir de derin anlamı varki, bu anlamını ancak yaradanla ilişki kuran masum insanların bilebileceklerini savunurlar.

Bir diğeri kendini tanrı olarak tanımlarken, bir diğeri de kendisine peygamber efendimizin görevlendirdiğini ortaya atıyor.

Biri de kabenin beş köşe yapılarak kendi inaçlarınında beşinci köşeyle temsil edilmesini istiyenlerde çıkıyor ama bunda başarılı olamıyorlar.

Bizim dinimizi tahrip etmek için en fazla uğraş veren yahudiler olmuştur. Hatta Peygamberimizin damadı, Halifeyi raşidinden olan Hz Alinin, bir Yahudi tarafından kendi çevresindekilere tanrı olduğuna inandırmaya çalışmıştır.

Son asırlarda bizler de yahudilere parmak ısırtacak şekilde tahrifatlar yapmışız.

Yüce rabbim Kuranı öğrenip anlamak için gayret gösterilmemizi isterken dünya nimetlerinin kölesi olmuş bazı zevat konuya vakıf oldukları halde kuranın tercümesinin yapılmasına şiddetle karşı çıkmışlardır. Adeta camilerimizde vaizlerimizin anlattığıyla yetinin diyorlar.

Tüm dini bilgilerin kendilerinin tekelinde kalsın istiyorlar. Hep vananın başında biz duralım istiyorlar. İhtiyaç duyulan bilgiyi biz bilir ona göre vanayı açarız düşüncesindedirler. Nikah aktinide biz yapalım. Ölenlerin arkasında dini serenomileri de biz yapalım diyerek bu ve buna benzer dini faaliyetleri kendilerinin ek gelir kaynağı olarak görüyorlar. El yazması eserler vücuda getirerek geçimini sağlayanların matbaanın getirilmesine karşı çıktıkları gibi bir direnç gösteriyorlar.

Zamanın birinde imamla karşılaşan biri, imama hal hatır sorduktan sonra

-Hocam işler nasıl? Diye sorunca, bizim imam

-Fena sayılmaz. Şimdilik bir cenazemle, beklediğim iki ağır hastam var demiş derler. Bu dialoğ çok şeyi özetlemiyor mu?

Tabii bu tekelin yıkılması gerekir. Biraz önce belirttiğim gibi kutsal kitabımızda bunu istiyor. Bu konuyu gündeme getirdiğinizde hemen kuran kursları açıyoruz ama gelen yok diye serzenişte bulunuyorlar.          

Bunu diyenlere öncelikle – Peki kardeşim iyi has da siz hiç aynaya bakmıyor musunuz? Sizde hiç kusur yok mu? demek gerekir.

O halde birçok kuran kursunu neden gözden uzak yerlerde inşa ediyorsunuz. Siz kuranı değil efendilerinizin tarikatlarına lejyoner yetiştirmeye kalkışıyorsunuz. Birleştirici değil ayrıştırıcı işlemlerde bulunuyorsunuz. Kuranı kerim sizin vermek istediğiniz eğitimin tamamen aksini söylüyor.

Türkiye’de takriben en azından on beş, yirmi bin aile var. Ve de her evde de bir kuranı kerim mevcuttur. Sanırım mevcut olmayan ev pek azdır. Mevcut olanlar da evinden cenaze çıkması hali müstesna, belki de senede bir veya iki kez duvara asılı süslü kabından çıkarılarak içeriğinden tek kelime anlamadan okunuyor.

Affedersiniz. Belki yeri değil ama eşeğin sırtına bir yük silah yüklemişler de eşeği yine de kurt yemiş. Camilere gidin özellikle de Cuma günleri camiler gelenleri almıyor.

Camiye gelenlere samimi olarak sorun. Şayet onlarda samimi olarak cevap verecek olurlarsa kaç kişi okuduğu surelerin anlamını bilmektedir? Siz de görürsünüz. İnanın %90 nın üzerindeki insan okuduğu surenin anlamını bilmiyordur benim gördüğüm kadarıyla.

Yüce rabbim 4. Sure olan Nisa suresinin 43. Ayetinde Alkollü kişilerin ancak ne söylediğini bilecek duruma gelince namaz kılabileceklerini söylüyor. Yani onlara bile namaz konusunda müsamaha göstermezken tek şart olarak ne söylediğini bilecek durumda olmalarını öngörüyor.

Bu durum açık seçik önümüzde dururken, peki ayık oldukları halde ne söylediklerinin farkında olmayanlara ne demeli? Bu insanları suçlayabilir miyiz?

Hayır bu insanları suçlamak şöyle dursun kınamaya bile hakkımızın olmadığına tüm samimiyetimle inanıyorum. Zira o insan kendisine yarım yamalak öğretilenlerle bile oldukça sağlam bir inanca sahip ki bildiğiyle amel etmek üzere camiye koşuyor. Suç ana ve babasında demeye dilim varmıyor. Zira onun anası babasıda büyüklerinden ne gördüyse onu aktarmış. Açıkçası kendinde olanı vermiş.

Hiç kimse kusura bakmasın diye başlayayım söze

Bu konuda suçlanacak olanların başında bana göre dini konularda eğitim almış olanlar geliyor. Ben yetmiş üç yaşındayım. Şimdiye kadar ilk defa Adana’daki İMKB Lisesi din bilgisi öğretmeni bir cenaze evinde kurandan bir bölümü okuduktan sonra; “Bakın arkadaşlar bu okuduğum ayette hak teala bizden ne istiyor. Sizlere açıklayayım diyerek okuduğu bölümü orada bulunan dinleyenlerin anlayabileceği şekilde anlattı. Bu duruma hayret etmiştim. İşin gerçeği bu değil mi?

Düzce’de kayınımın vefatı dolayısıyla akşam, biri kuran kursu hocası diğeri de sanırım müezzinmiş. Yasin suresini okudular. Burada hemen şunu belirteyim. Sayın Süleyman Ateşin kitabında belirttiğine göre ölmüşün değil can çekişenlere okunurmuş yasin.

Yasin okuyanları huşu içinde dinleyen iki yüz elli, üç yüz kişi vardı. Hocalardan biri okumanın arkasından sanırım yarım saat konuştu. Kıssalar anlattı. vs. vs.

Ben de dilim durmadı. Konuşmasını bitirince; “ Hocam okuduğun yasini dinleyenlere açıkla. Zira huşu içinde dinlediler. Ama bir şey anlamadılar dedim. Vay bunu söyleyen sen misin? “Senin bunu niçin söylediğini anlamadım sanma?” Diyerek daha bir sürü kelam etti. Beni neredeyse dinsizlikle itham edecekti. Cenaze bizim olduğu için yutkunup durdum. Yalnız giderken benden kırk kez özür dilediler. Anlamını bilmedikleri meydan çıktı. İşte bu tipler papağanlaştırılmış kişiler. Papağanda konuşuyor. Ama ne dediğini biliyor mu?

Bu tipleri köylere gönderiyorlar. Sorulan soruları bilmeyince kendilerini Numan bin Sabit sanarak Rey de bulunuyorlar. Bunların mezheplerinde, “Sorduğunuz sorunun cevabını veremeyeceğim. Ben de bilmiyorum araştırıp ben öğrendikten sonra sana izah ederim.” demek yoktur.

Diyanetin öncelikle kendi personelini eğitmesi gerekiyor diye düşünüyorum. 

Zira bunun sonunda islamiyetin ilk yıllarında kuranın telaffuzu konusunda düşülen ihtilaflar gibi islamiyette binlerce görüş meydana geliyor. Tabii ayıklayabilirsen ayıkla sonunda.

İşin garip tarafı ilgililer bu konuyla ilgilenmedikleri gibi asli görevlerinden gittikçe uzaklaşarak turizm konusuna daha fazla ilgi duymaya başladılar. Sanırım hac farizasını gerçek anlamda dört aya yayacak olurlarsa bir uçak filosu kurarlarsa şaşmayacağım.

Hac konusunda istismarların önüne geçtiği için takdir ediyorum. Ama aynı başarıyı asli işlerinde de göstersinler istiyor gönül. Bekliyorum. Ümitliyim de.

 

HOŞÇAKALIN...

YORUMLAR  (Toplam 1 yorum)

  • Dursun YILMAZ  (06.07.2014 12:45:18)

    Kuranı kerimi zahmet edipte niçin Türkçeye tercüme etmiyorlar?Mealle,yorumla yok tefsirle kuranı kerim anlaşılmaz.Türkçeye tercümesi şart.Kuranı kerimin gerçek kelime anlamını bile bilen yok.Boşuna Türkçe kaynaklarda aramayın.Anlamını bulamazsınız.

  • Yorum yazın!
     1250 karakter yazabilirsiniz
    Sağdaki kodu buraya yazın! 

    Yazarın son yazıları

    Yazarın TÜM YAZILARI

    NÖBETÇİ ECZANE

      BOLU ECZANESİ Eczanesi Büyük Camii Mah. Fevzipaşa Cad. No:20/A (Hisar Tepesi)Tel: 0374 215 74 95

      YÜCE ECZANESİ Eczanesi Gölyüzü Mah.T.Mehmet Paşa Cad.No:33/A (Adese Market Karşısı)Tel: 0374 217 10 21

    Vefat edenler

    KÖŞE YAZILARI

    TÜM YAZARLAR

    EN ÇOK OKUNANLAR

    Site içi arama

    Karamanlı Mahallesi Parkalan Sokak No:11 Bolu   Tel: 215 5 000   Faks: 215 0 666

    Tasarım ve Programlama: Piskevit