• resmi ilanlar
Fevzi Saçlı

KURAN NE DİYOR

19.07.2014 00:00:01

Malumunuz Ramazan ayı içindeyiz. Oruçla ilgili her kafadan bir ses yükseliyor. Bunların başında da oruç bozanın altmış bir gün oruç tutması gün oruç geliyor.  Bir gün bozduğu oruç için diğeri altmış günde oruç bozmanın cezasıymış. Bu konunun açıklanması elbette Diyanete düşer. Âmâ maalesef Diyanet her konuda olduğu gibi bu konuda da ala dağdan serin.

İşte bu konuda kurana başvurdum. Bizim mükellefiyetlerimizle ilgili ne diyor diye? 

Öncelikle kuranın bazı ayetlerinde bize sağlanan kolaylıklardan bahsedeyim Sonra da bahsi geçen konularda kuran ne diyor ona bakalım bize sağladı kolaylıklardan bahsedelim,

Müzzemmil Suresi  : 1 Ey örtünen! (Peygamber)-

2-Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).

3-Gecenin yarısında kalk yahut yarısından biraz eksilt.

4- Veya bunu artır ve ağır ağır Kur’an oku.  Kur’an’ı da tertîl ile (ağır ağır, tecvitle) oku. 19. Şüphesiz ki bu (ayetler) bir ‘öğüt ve uyarıdır. Artık kim dilerse Rabbine giden bir yol seçer.

Tertil : Bir şeyi güzel, düzgün ve tertip ile kusursuz bir şekilde açık açık, hakkını vererek açıklamaktır. Daha doğrusu anlayarak okumaktır

Ankebut 45: Kuran oku namazını doğru kıl. Bu insanı kötülüklerden alıkoyar.

Enam 159: Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.

Bakara 256: Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırt edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkâr edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.     

Bakara 286: Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevla’mız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize.

Muhammed 24 : Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

Müzzemmil 20 : Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur’an’dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur’an’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Kuranda orucu Bakara suresinin 183- 184- 185 – 187 ayetlerinde açıkça beyan ediyor olmasına karşı halka ne tür hurafalar anlatılmış. Halkın arasına girin de görün. Bu dört ayetin dışında ramazanla ilgili ayet yoktur bilesiniz.

Bakara 183: Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.

Bakara 184:  (Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Bu ayette oruca güç yetiremeyenlerden bahsediliyor. Güç yetirip yetirememe konusunu kişinin kendisinden dana iyi kim bilebilir. Onun için Allah kişinin kendi vicdanına bırakmış benim anladığım kadarıyla

Bakara 185: O Şehri Ramazan ki insanları irşad için hak fürkanı, hidayet delili beyyineler halinde Kur'an onda indirildi, onun için sizden her kim bu Ay şuhudda -ya'ni hazarda- ise onu oruç tutsun, kim de hasta yahut seferde ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerden kaza etsin, Allah size kolaylık irade buyuruyor zorluk irade buyurmuyor, hem buyuruyor ki sayıyı ikmal eyleyesiniz de size hidayet buyurduğu veçh üzere Allah’ı tekbir ile büyükleyesiniz ve gerek ki şükredesiniz

Bakara 187: Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikten size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde itikâf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.

Yukarda Türkçesi verilen bakara ayetleriyle, aşağıdaki verilen diğer kuran ayetleri arasında nasıl ilişki kurulmuş ben içinden çıkamadım. Yani halk arasında orucunu bozanın, bozduğu bir oruç için 61 gün oruç tutma konusunu anlayamadım. Aşağıda ki ayetlerle orucun ne alakası var Allah aşkına?

Evet kuranda iki yerde altmış günlük oruçtan bahsedilir ama her ikiside oruçla ilgili değil.

Nisa 92:  Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle Azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

Arapların cahiliye devrinde ki adetleri( Zıhar): Bir Arap’ın hanımına; “ Sen bana anamın sırtı gibisin” diyerek  ondan ayrılmak isteğidir. İşte Bunun için kuran diyor ki

Mücadile 3; Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Mücadile 4: Buna imkân bulamayan kimse, temas etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resulüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır.

İkinci bir hususta konusu Yüce Mevla’m aşağıdaki ayette de görüldüğü gibi abdesti sadece namaz için zorunlu kılmış. Bu ayetin dışında abdest ile bir kelimeye rastlayamazsınız.

Maide suresinin 6. Ayet: Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı (meshedin ) yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz yahut yolculukta iseniz yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.

Maalesef abdesti öyle duruma getirmişler ki utanmasalar insanların birbirine verdiği selamı bile abdestle ilgilendirecekler.

Abdestin sadece namaz için olduğunu bilmediğinden ve de tembelliğinden kuran süslü muhafaza kabından çıkarılamıyor. Müslümanları kurandan uzak tutmanın basit bir yolu olsa gerek.

Her evde kuran var. Ama bir ömür boyu süslü muhafazasının içinde kalmaya mahkûm edilmiş adeta. Abdest kelimesi kuranda yoktur. Bu konuda tenkit edilmemek için kelimenin aslını da yazalım. Çünkü fıkhın ne olduğunu bilmeyenlerin sen fıkıhçımısın sorusuyla karşılaşmak istemiyorum.

Abdest Türkçeye Selçuklular zamanında Farsçadan geçmiştir. Anlamı "su tutmak “tır.

Ab: Su  

Dest: Tutmak kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.

İran ve bazı diğer Müslüman ülkeler ile İngilizce konuşan ülkelerde abdest yerine "vudu" kelimesi kullanılır. Bazı hadisçiler ve fıkıhçılar vudû kelimesini abdest anlamında kullanmaktadırlar

NİSA SURESİNİN 43.AYETİ: Ey o bütün iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın: Söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de -yoldan geçmeniz başka- guslünüzü edinceye kadar, ve eğer hasta olur veya seferde bulunursanız veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursanız da suya güç yetiremezseniz o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin: Niyyetle yüzünüze ve ellerinize mesh eyleyin, cidden Allah afvi çok bir gafur bulunuyor

Bakın bu ayette de sarhoş iken söylediğinizi bilinceye kadar namaza yanaşmayı men ediyor. Ne söylediğinizi bilince namazını kılın diyor.

Bunca namazını eda edenin hangisi ne söylediğini biliyor. Ben duaların orijinal haliyle okunsun veya okunmasın demiyorum. Ona peygamber döşeğinde oturanların karar vermesi gerekir.

Millet olarak Arapça bilmediğimize göre okunan dualarda neden bahsediliyor? Hiç olmazsa duanın mealini öğrenerek bir sarhoştan farkımız olsun diyorum.

Bir de ölen kişinin ardından ıskatı salat diye bir şey uydurmuşlar. Ve de bunu yıllar yılı tüm Anadolu’da Hanefi mezhebi mensuplarına uygulamışlar. 

Bakara 184 ayetinde oruç için tutamadığı günlere karşılık olarak bir fakirin karnını doyurmayı emreden kuran ayetinden yola çıkarak kılmadığı namazları da bir fakirin karnını doyurmak değil paraya dönüştürerek insanları soymak için sinsice hazırlanmış bir tuzak olarak karşımıza çıkıyor bu uygulama.

Yüce rabbim oruç için sağladığı bu imkânı, bizleri yükümlü kıldığı namaz içinde düşünseydi kurana bir ayet koymaktan sarfı nazar mı ederdi. İşte bu din düşmanları, din üzerinden milleti soymayı kafasına koyanlar, kendilerince kuranın eksikliğini tamamlıyorlar. Ve dünya nimeti karşılığında şirk koşarak ahretlerini karartıyorlar. Bu davranışın hiç de iyi niyetle olduğuna inanmıyorum. Ölen garibanın kapısındaki bir çift öküze göz diken haramı helalı bırakın, taşı versen hazmecek bir mideye sahip yarım hocaların eseridir ıskatı salat.

Bizim halkımız bir filozof edasıyla boşuna dememiştir ; “ Yarım doktor candan eder. Yarım hocada dinden eder diye. Doğru değil mi?           

Kıyamet günü Hz İsa Şam’daki Ümeyye camisinin güney doğusundaki İsa minaresine inecekmiş Hristiyanlıktan giren

Namaz miraçta elli rekât olarak farz kılınmış. Hz Musa’nın peygamberimizi ikazı sonucu haşa haşa Allah’la pazarlılar sonucu beş vakitte karar kılınmış. Kuranın Bakara suresi 286 böyle demiyor. Bu da Yahudilerin Hz Musa’yı peygamberimizden üstün gösterme gayretini gösterir.

ıkra' bismi rabbikelleziy halak  = Yaratan Rabbinin adıyla oku!

Mademki kuran oku diye başlıyor. Sizde bu dinin mensubu olarak okuyarak bir emrini yerine getirin hiç olmazsa. Tedebbür ile okuyun. Sadece kuranı değil Allahın varlığını gösteren her şey bir ayettir. O halde her şeyi oku

 

HOŞÇA KALIN...

YORUMLAR  (Toplam 1 yorum)

  • Dursun YILMAZ  (23.07.2014 01:18:09)

    Kuranın ne dediğini tam olarak Türkçeye tercüme ettiklerinde anlayacağız.Kulaktan dolma bilgi beyne uğramadan öbür kulaktan çıkıp gidiyor.

  • Yorum yazın!
     1250 karakter yazabilirsiniz
    Sağdaki kodu buraya yazın! 

    Yazarın son yazıları

    Yazarın TÜM YAZILARI
    Vefat edenler

    KÖŞE YAZILARI

    TÜM YAZARLAR

    EN ÇOK OKUNANLAR

    Site içi arama

    Karamanlı Mahallesi Parkalan Sokak No:11 Bolu   Tel: 215 5 000   Faks: 215 0 666

    Tasarım ve Programlama: Piskevit