• resmi ilanlar

Mesaj Defteri

Mesaj yaz
  • nail amudi04.05.2009 00:00:00

    DTP, KÜRTLERİ TEMSİL ETMEYE YAKIŞMIYOR!.. Demokratik Toplum Partisi (DTP) Iğdır milletvekili Pervin Buldan?ın önceki günkü gazetelerde çıkan, ?29 Mart?ta Kürdistan sınırlarını belirledik? açıklaması, insanı "Ağzından çıkanı kulağı duysa, herhalde böyle bir laf etmezdi" demeye zorluyor. Yırtıcı, yıkıcı, kin ve husumet üretici bir üslup bu. Nitekim hanımefendi şöyle diyor: "29 Mart seçimlerinde ?Kürdistan? sınırlarını belirledik. Yani Van?ı aldık, Siirt?i aldık, 86 yıllık geleneği bozarak Iğdır?ı aldık. Bu coğrafya Kürdistan coğrafyasıdır. İsteseniz de, kabul etseniz de, etmeseniz de biz varız diyoruz. Bu halkın yanında yer almaya devam edeceğiz.? Pervin Buldan Hanımefendi, unutmayın, siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti?nin bir milletvekilisiniz. ?Bu halkın yanında yer almaya devam edeceğiz? derken, sadece Iğdır?da yahut Şırnak veya Diyarbakır?da yaşayan ve kendisini Kürt kökenli gören insanların değil, Kürt kökenli görmeyen insanların da yanında yer almakla yükümlüsünüz. Aksi halde yaptığınız şeyin adı ayrımcılık olur, ırkçılık olur, kafatasçılık olur, bölücülük olur, tam anlamıyla etnik milliyetçilik olur ki, bu Anayasa göre cezası ağır bir suçtur ve ?öteki? olarak nitelendirdiğiniz insanların da sizi dışlamaları için haklı bir gerekçe olur. Dahası ne mi olur? ?Milletvekili? sıfatını hak edebilmek için yaptığınız yeminde verdiğiniz ?namus ve şeref sözünü? de çiğnemiş olursunuz. Bu da öteki insanların size ?namussuz ve şerefsiz? demelerine olanak verir. DTP?de yaşananlarla ilgili dikkat çeken diğer bir nokta? Kürtler ve kamuoyu kime kulak verecek? DTP Genel Başkanı Ahmet Türk?e mi? Yoksa Iğdır Milletvekili Pervin Buldan?a mı? Çünkü birinin sözleri, diğerininkini tutmuyor. Ya çelişiyor, ya da tashih ediyor. Pervin Buldan, ?29 Mart?ta Kürdistan?ın sınırlarını çizdik? derken, ertesi gün Ahmet Türk, (milyonlarca Kürt vatandaşın beklentisi de budur) bu sözleri reddeden bir açıklama yapıyor ve Türkiye?nin bütünlüğünden yana olduklarını teyit ediyor. Ahmet Türk, lafı eğip bükmeden, Kürt sorununa Türkiye?nin toprak bütünlüğüne saygı ve demokratik sistem çerçevesinde çözüm aradıklarını söylüyor ve ?Parti politikamız budur. Sorunun ayrılıkla ve silahla çözülmeyeceğini her gün dillendiriyoruz? diyor. PKK?nın şiddet mağduru bir Kürt aydını ve yazarı olarak bence, Kürtler ve Türkiye kamuoyu, Ahmet Türk?ü dinlemeli. Evet, asıl sorumluluk DTP?ye düşüyor. Çünkü DTP?nin Meclis?teki varlığı bile, başlı başına sorunun çözümü için bir fırsattır. Ancak gelin görün ki, DTP?de, bir türlü senkron tutmuyor. ?Ses var, görüntü yok? durumu... Sadece Ahmet Türk?ün grup konuşmasına bakın, anlarsınız. Hem, ?demokrasi içinde çözüm? diyeceksiniz. Hem de (silahlı) PKK?nın seçim yorumuna ?siyasi eylem planı? bina edeceksiniz. Bazılarınız ?bütünlük? derken, bazılarınız ?sınır çizmekle? meşgul olacak. DTP?ye yönelik gözaltıları, PKK?nın ?geçici eylemsizlik? kararına bağlayacaksınız. ?Sabotaj, tuzak, provokasyon? diyeceksiniz. Kısacası, silahla arayı açmak şöyle dursun... Küçük mesafeleri bile kaldıracaksınız, ortadan. Sonra da, silahların gölgesinden Başbakan?a ?diyalog ve barış çağrısı? yapacaksınız. Evet, ses tamam da, görüntü ne zaman gelecek, peki? Ama DTP görüntü vermedikçe, bunun işe yarayacağına inanıyor musunuz, gerçekten? DTP, bir süredir kamuoyunda etnik gerilimi kışkırtıyor, ?ajite? ediyor. Sadece terör eylemleri değil, DTP?nin siyasi ajitasyonları da ülkede Türk-Kürt duygularını ayrıştırarak etnik kamplaşmayı kışkırtıyor. Yine dikkat çekmek istediğim diğer bir nokta? Gerekçesi ne olursa olsun, DTP mecliste eylem yapmamalıydı. Hele bu eylemi 23 Nisan?a asla denk getirmeyecekti. Milli irade sayesinde geldikleri o Meclis, protesto yeri değildir. Bilakis o Meclis, esareti protesto eden halkımızın ortak eseridir, ortak zaferidir. O Meclis, Kurtuluş Savaşı?nda omuz omuza mücadele etmiş olan Türklerin, Kürtlerin, Lazların, Çerkezlerin, Arnavutların ve daha nicelerinin özgürlük mâbedi?dir. Evet, DTP yanlış yapıyor. ?Türkiye Partisi? olma yolundan ve Türkiye Cumhuriyeti?nde yaşayan vatandaşların temsilcisi olmaktan giderek uzaklaşıyor. Ahmet Türk ve Pervin Buldan başta olmak üzere, DTP?li milletvekillerinin farkına varması gereken gerçekler şunlar aslında: Toplumsal tabanın talepleri değişiyor. Siyasetin dili farklılaşıyor. İdeolojilerin sivrilikleri törpüleniyor. PKK, bir halkın özgürlük mücadelesini veren bir örgüt değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır aslında. PKK, ona sempati duyanlara bile zarar veren kontrolden çıkmış, "başkaları"na hizmet eden ?taşeron? bir örgüttür. DTP, samimiyetle Kürt sorununun çözümünde mesafe almak istiyorsa, ki bu aynı zamanda kendilerine oy verenlerin de beklentisidir; tutarlı demokratik aydınları da yanlarına alarak ve hatta onlara öncülük ederek, Türkiye?nin toprak bütünlüğünü tartışmaya açmak yerine, Türkiye?de demokrasiyi örgütlemek ve bu sürecin önünü tıkayan PKK?ya, derhal silah bırakması yönünde çağrıda bulunmak, hatta bunun takipçisi olmak durumundadırlar. Son söz? Kürtlerin hakikaten böyle sivri dilli, kışkırtıcı sözcülere ihtiyacı var mı bilmiyorum. DTP’de -eğer hâlâ varsa, ki olması gerekir- sâlim aklı temsil eden insanların "biz nasıl bir siyaset yapıyoruz, bu yaptığımız doğru mudur?" diye kendi içindeki aşırılara bir çekidüzen vermesi beklenir. DTP’liler siyasi kalitelerini meşru zemin içinde ispat etmeliler. Bayan Buldan’ın sözlerinde zihnî, siyâsî bir derinlik ve hakikat yok; bu sözleri söylemenin yiğitlikle, efelikle de bir ilgisi yok. Bir kavgayı başlatan küfrün ağırlığı neyse o kadar işte. DTP ehliyetini, kalitesini göstersin; bu ülkede yaşayan Kürtler, bence daha iyi temsil edilmeyi hak ediyorlar, buna bütün kalbimle inanıyorum. Sizce de öyle değil mi?... Nail Amudi nailamudi@yahoo.com
  • turgay candemir04.05.2009 00:00:00

    Express gazetesi üzerinde çok durduğunuz ŞK seçimi vardı.mahkemelik olan ve içişleri bakanlığı müfettişlerinin yerinde gelip dosyaları inceleyerek iptal kararı verdikleri.FAKAT aldığım duyumlara göre bolu il dernekler müdürlüğü şikayette bulunanlara bilgi vermekte bile terettüt ediyorlarmış.Yani yeterli bilgi alamıyorlarmış.Yani insanın aklına türlü türlü şeyler geliyor ama.Ortada sayıca fazla şikayet ve iptal dilekçeleri.İçişleri bakanlığı iptal kararı var iken.Bolu il dernekler müdürlüğünden bir açıklama bekliyoruz.
  • Haluk Öztürk03.05.2009 00:00:00

    Sayın Hüseyin Aykan; Yeni gazeteciler başkanlığınız hayırlı olur inşallah. Sizinde yazınızda işaret ettiğiniz gibi Bolu’da bir sivil toplum kuruluşu zafiyeti mevcut. düşündüklerinizi yapabileceğinizi umuyor saygılarımı sunuyorum.
  • Turgut Germencik03.05.2009 00:00:00

    Heryerde kavga gürültü olurken ilimizde 1 mayıs çok güzel ve adına yakışır şekilde kutlandı. Bolu demokrasi açısından çıtasını yükseltmiş bir il. Bundan sonraki bir mayıslarda daha güzele hep beraber ulaşılabilir. 1 Mayıs kavga değişl, barış içindir.
  •  02.05.2009 00:00:00

    Hava kapalı. Bu kasvetli hava insanı ister istemez karamsarlığa sürüklüyor. Bu gün farklı bir yazı ile, tarzı biraz değiştirelim. İnternette dolaşırken birkaç fıkra ilgimi çekti. Siyasi olanı var, düşündüreni var, bizim insanımızı anlatanı var. Sizlerle paylaşmak istedim. Umarım, sizlerde benim gibi düşünür ve yorum yaparken birazda tebessüm edersiniz. Temel, içkiyi bırakınca... Temel bir gün Avrupa’ya gider. Temel’in kötü bir alışkanlığı da vardır, sürekli içki içer. Bir gün bir bara girip barmenden üç bira ister ve hepsini içer. Üç-beş defa böyle yapınca barmen merak eder ve sorar; -"Niye hep üç tane bira içiyorsunuz? Temel cevap verir; -"Ben, Dursun ve Hamdi bizler üçüzüz. Hepimiz dünyanın farklı yerlerindeyiz. Hepimizde bara girdiğimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayı o yüzden içiyorum" der. Yine günlerden bir gün Temel bara gelir ve iki bira ister, barmen verir. Temel biraları içtikten sonra tam kalkarken barmen sorar; -"Allah rahmet eylesin efendim, kardeşinizin biri öldü her halde?" deyince Temel cevap verir; -"Hayır ben içkiyi bıraktım da.." Yüzme bilmiyor Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın her gün kendisiyle uğraşıyor. Nihayet: -Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti: -Pazar günü saat 10da Bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek. Pazar sabahı saat 10da tüm basın mensupları toplandılar orada. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu: -Bakan yüzme bilmiyor! Anlamış Değiliz : Dönemin Amerika İngiltere ve Türkiye Başbakanları bir araya gelmiş ve toplantı sonunda basının sorularını yanıtlıyorlarmış. Gazeteci sormuş: -Ülkeniz de 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat sürebilir siz onlara ne kadar ödüyorsunuz? Amerika Başkanı; -Amerika?da 4 kişilik bir aile 5000 dolar ile rahat bir yasam sürebilir, biz onlara 6500 dolar ödüyorum geri kalan 1500 doları naparlar bilmiyorum. İngiltere Başbakanı: -İngiltere?de ayni aile 4000 pound ile rahat yaşar, biz 5000 veriyoruz 1000 pound nereye gidiyor bilmiyoruz Türkiye Başbakanı: -Türkiye de ayni ailenin açlık sınırı 800 TL dir. Biz onlara 500 TL veriyoruz geriye kalan 300 TL yi nereden buluyorlar bizde anlamış değiliz. Mesai bitimi Şirkette yangın ve deprem sırasında neler yapılması gerektiği konusunda konferans veren güvenlik müfettişi patrona dönüp ?Her şirketin acil tahliye planı olması lazım..? demiş, ?Sizin var mı?..? ?Evet!..? diye tereddütsüz cevap vermiş patron, ?Kusursuz çalışıyor!..? Adam ?Gerçekten mi?.. Nasıl başardınız?..? diye sormuş. Patron ?Her akşam tam 18.00?de prova yapıyoruz..? demiş dişlerini sıkarak, ?Mesai biter bitmez 1 saniye içinde binada bir kişi bulabilirseniz aşk olsun!..?
  • helin demir02.05.2009 00:00:00

    PKK?DAKİ İLK İTİRAFÇILAR PKK hakkındaki karanlık noktaları aydınlatacak, her gün basın organlarına yansıyan itirafların ne ilk ne de son açıklama olmayacakları biliniyor. Bölücü ve şiddet yanlısı örgütün arkasındaki sır denizi her geçen gün yeni itiraflarla aydınlanıyor. PKK?nın acımasız, cani ve bencil yönleri her seferinde bir kez daha gözler önüne seriliyor. Son günlerde itirafçıların yazdığı kitaplarda da, gerçekten insanlıktan nasibini almamış PKK?nın vahşi yönü deşifre ediliyor. Gazeteci yazar Nevzat Çiçek tarafından kaleme alınan ve Nisan ayında piyasaya çıkan ?İtirafçı? adlı kitap da, bunlardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. ?İtirafçı? adlı kitapta; PKK?daki ilk itirafçılar ele alınırken, örgüt içi infazların, bilinenlerden veya tahmin edilenlerden çok daha fazla olduğu vurgulanıyor. PKK?nın kurulduğu 1978 yılından sonra bir taraftan diğer Kürt örgütleriyle, diğer taraftan da T.C ile savaştığı belirtilen kitapta, PKK?nın bu savaşlar kadar büyük savaşı kendi içerisinde yaşadığına değiniliyor. Örgütün kendi içerisinde ?çete faaliyetleri, ajan, işbirlikçi? suçlamasıyla binlerce insanı infaz ettiği, kimilerine göre bu sayının üç bin, kimilerine göre üç binden çok fazla olduğu bildiriliyor. PKK içerisinde saf değiştirenlerin yeni olmadığından, örgütün ilk kuruluş yıllarında en tepedeki isimlerden Şahin Dönmez?in yakalanınca itirafçı olduğundan ve 1980 yılında Diyarbakır Cezaevi?nde ?İtirafçılar Koğuşu? oluşmasını sağladığından bahsediliyor. (Nasname) İlk faili meçhul cinayetin, ?Celal Aydın?la işlendiği, onun mimarının Şahin Dönmez olduğu, Dönmez?in yakalanınca her şeyi itiraf ederek, Celal Aydın?a kazdırdığı mezarı elleriyle gösterdiği, Şahin Dönmez?in PKK tarafından kötü bir örnek olarak kabul edildiği, PKK içindeki radikal kesimin Dönmez?i hapishanede asarak öldürmeyi, linçe götürmeyi düşündüğü, hatta kim vurduya gitmesini bile planladıkları, ancak Öcalan?ın emriyle ona bir şans daha verilmesine karar verildiği aktarılıyor. Çocuk yaşlarda iken örgüte katılmaya karar veren, daha sonra PKK?dan kaçıp KDP?ye sığınan ve sonunda itirafçı olmayı seçen Kahraman Bilgiç?in ilk defa yayınlanan ve neden dağa çıktığı, örgütten kaçmasının sebepleri ve nasıl itirafçı olduğunun anlatıldığı kitapta; PKK ortaya çıktığından bu yana artı ve eksiler, kayıp ve kazanımlar düşünüldüğünde, kazanımların yok denecek kadar az olduğuna işaret ediliyor. Mayıs 1979 tarihinde PKK Merkez Komite Üyesi ve Örgütlenme Genel Sorumlusu Şahin Dönmez ile birlikte Elazığ Bölge Komitesi üyelerinin büyük çoğunluğunun yakalanmasıyla, PKK?da ciddi bir paniğin vukuu bulduğu, Diyarbakır Cezaevi?ne konulan Dönmez?in orada ilk itirafçı grubunu da kurduğu ve maalesef onun da tirajik sondan nasibini alarak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürüldüğü, Dönmez gibi aynı akibeti yaşayan başka bir PKK?lı şahsın ise İstanbul ve Marmara Sorumlusu Osman Tim olduğu, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan Tim?in 1992?de Sağmalcılar Cezaevi?nde boğularak öldürüldüğü, anlatılıyor. Osman Tim?in öldürülme gerekçesinin bütün itirafçılar gibi aynı olduğu ve ?Örgüte ihanet etmek ve işbirlikçi olmak? şeklinde açıklandığı belirtiliyor. ?Daha kuruluş aşamasında ?ajan? diye arkadaşını gözünü kırpmadan öldüren bir PKK?lının, örgütten kopmak isterse nasıl bir korku dünyasına düştüğü, kendisini nasıl bir çıkmaz içinde bulduğu, bunu anlamanın yolunun bu dünya içerisine girmiş, kendine göre yanlışlıkları görmüş ve sonra kopma kararı almış eski bir PKK?lının ruh halini tanımaktan geçiyor? denilen kitabın merak edilenleri biraz da olsa aydınlatacağı düşünülüyor. Helin Demir helindem@mynet.com
  • HELAL02.05.2009 00:00:00

    İlimizin önde gelen demokratik kitle örgütlerinden birisi olan Bolu Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti artık elinden geldiğince Bolunun faydasına işler yapmaya çalışarak yoluna devam edecek? Hiç eğilmeden? Bükülüp virgüle dönmeden? Dosdoğru bildiği gibi? Bu arada iki yıllık dönemde çok önemli hizmetler veren daha önceki yönetim kurulumuza ve sevgili başkan Süha Alparslan?a da teşekkür etmem gerek. Sağ ol başkan ve yönetim kurulu üyeleri? Şimdi eski yönetimden aldığımız bayrağı daha ileriye taşımak gayreti içerisinde hizmet çıtasını yükseltmek için herkesi elini taşın altına koyması için göreve çağırıyoruz. Haydi, hep birlikte Bolumuz için bir çivide biz çakalım. Çakalım ki, gelecek nesillere çok daha yaşanabilir bir Bolu bırakalım?
  • gacım01.05.2009 00:00:00

    DERDİMENDİM Arkadaş’a gönülden katılıyorum...fakat bu MÜFTÜ SN.yaşar yaprak,daha önce def’alarca bu tür konular dile getirildiği halde,hatta bizzat müftülük i-meil adresi vasıtasıyla durum bildirilip şikayetci olunmasına,işin düzeltilmesi gerektiğisöylenmesine rağmen ne hikmetse !çıkıp cevap dahi vermedi.buda insanın aklına çok şey getirmiyor değil! GALİBA ORTALIKTA DOLAŞAN ŞAYİBELER DOĞRU OLSA GEREK.....MÜFTÜ’NÜN DİKKATİNE !!!!!
  • arifemre01.05.2009 00:00:00

    AÇIK İHBAR... alaattin bu konuyuda dikkate almıyacaksın biliyorum ama, ben yazmaya sen kahrolmaya devam edeceksin... SAĞLIK MAHALLESİ BAŞAK KONUTLARINI YOLA SIFIR HATTA YOLA ÇIKILARAK YAPILMIŞTIR... BELEDİYE BAŞKANIN BİNALARI.. BOLUDA BUNU HERKES BİLİR... ORDA AÇILAN BİRDE MARKETİMSİ BİŞEY VAR... ADAMLAR YOLU İHLAL ETTİKLERİ GİBİ BİRDE YÜRÜME YOLUNA TEZGAH KURUYORLAR... YUH ARTIK.. AYRICA KÜPLÜCE CAMİİ KARŞISINDAKİ ALKOL SATIŞI TÜM HIZIYLA DEVAM ETMEKTEDİR... BELEDİYE BAŞKANINI GÖREVE DAVET EDİYORUM.. ORADAKİ BAKKAL YİNE BAŞAK YAPININ ALTINDAKİ BAKKAL GİBİ YÜRÜME YOLUNU İHLAL EDEREK TEZGAH KURMUŞ VATANDAŞA YÜRÜME YOLU KALMAMIŞTIR... EVET BELEDİYE BAŞKANINI VE BU KONUYLA İLGİLİ TÜM YETKİLELERİ GÖREVE DAVET EDİYORUM... YİNE HİÇBİRŞEYİN YAPILMAYACAĞINI BİLE BİLE... SAYGILAR...
  • arifemre01.05.2009 00:00:00

    Sevgili Hüsyin Aykan, gazeteciler cemiyeti yönetim kurulu başkanlığın uğurlu, hayırlı olsun... YAKIŞIRRR .. :))
  • Kemal Defineci30.04.2009 00:00:00

    Bu ken vakalarına akıl sır ermiyor. Gerede ve Yeniçağa ilçelerimizi hariç tutarsak diğer ilçelerde neden kene vakaların rastlamıyor. Bu konunun bilimsel bir açıklaması olup olmadığını merak ediyorum. Konuyu araştırarak gazetenizde haber yaparsanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler..
  • Hayrullah Sivrikaya30.04.2009 00:00:00

    İzzet Baysal Şükran Günlerinin bilmem kaçıncısı tıpkı geçenseneki ve ondan önceki senelerde olduğu gibi bu yılda yapılacak. Annam günlerinde hiç değişik birşey yok. Bu anma günleri ile ilgili biraz düşünüp güzel faaliyetler üretmek lazım. Her yıl aynı laylay lom ile kutlama yapmak konuyu rutinleştiriyor.
  • İşte bolu’lu30.04.2009 00:00:00

    İşte Bolu’lu.Sayın;İmdat Bey yüreğin susmamazlık,kalemin yazmamazlık yapmadığı için sana teşekkür ediyoruz.Yerli yabancı ayırımı yapanlar utansın.Görev deyip kimsenin ekmeği ile oynayıp kurşun yemedik.
  • baris onder30.04.2009 00:00:00

    ANNELER, BABALAR ÇOCUKLARIMIZA SAHIP ÇIKALIM Yasadisi terör örgütleri, aglarina düsürmek istedikleri gençleri bazi kaliplasmis, ?slogan? sözcüklerle veya onlarin ihtiyaçlari üzerine gösterdikleri hassasiyetle etkileme girisiminde bulunurlar. Örgütlerin bu asamada gençlere yönelik faaliyetleri son derece bilinçli ve sistematiktir. Ilk önce onlari kendi düsünce ve eylemlerine çekmek için gençleri küçük gruplara dâhil ederler, anma toplantilari, etkinliklere katilma, kitap, dergi dagitimi, vb. çalismalar ile örgüt içerisinde yer edinmelerine firsat saglarlar. Tipki, Bilkent Üniversitesi?nde derse giren eski Adalet Bakani Hikmet Sami Türk?e kendisini ögrenci gibi tanitan canli bomba Didem Akman?a yaptiklari gibi. Akman?in, içine kapanik, karamsar bir psikolojiye sahip oldugunu kesfeden DHKP/C isimli terör örgütü, onu ögrencilik yillarinda agina düsürmüstü? Görüldügü gibi, kendisini yalniz hisseden çekingen mizaçli, arkadas çevresi kisitli, okuluyla sorunlu, ailevi ve maddi problemleri olan Akman gibi gençlerimiz, terör örgütlerinin ilgi odagi olmaya devam ediyor... Ailesi İzmir?de yasayan ve 1986 dogumlu olan Akman, Ankara Hukuk Fakültesi?nde ögrenimini sürdürürken kendisini örgütsel faaliyetler içerisinde buldu. Örgütü Ankara Gençlik Dernegi Baskanligi?ni da ona vererek bir yerde onu ödüllendirdi. Bilahare, bu ödülü az görülerek okulunu terk etmesi saglandi? Örgütsel deneyimini artirmasi ve bomba egitimi almasi için Yunanistan?a gönderildi... Akman daha sonra eylem yapmasi için yurda çagrilarak ona canli bomba olmasi emri verildi. Ancak, Akman örgütünün verdigi görevi yerine getiremeden etkisiz hale getirildi? Bombanin patlamasi halinde gelecege umutla bakan en az 150 ögrenci ve bir o kadar aile de zarar görecekti. Çocugunu terör örgütünün elinden kurtarmaya çalisan aileler yasananlar karsisinda korkmakta belki haklilar, belki de aileler çocuklarinin sonunun Didem Akman ve digerleri gibi olmasini engellemek için evlerini barklarini, yakin çevrelerini, terk etmek zorunda kalacaklar? Ancak, yasanan bu olaylarin önüne geçmek için anne-babalara, yarinlarimizi emanet edecegimiz gençlerin, dertlerine ortak olmalarinin ve onlara bir arkadas gibi yaklasmalarinin önemini bir kez daha hatirlatmak istiyorum. Aksi takdirde umutlarimizi ve gelecegimizi terör örgütlerine ellerimizle teslim etmis oluruz. Unutmayalim ki, gençlik hepimizin gelecegidir. Baris Önder
  • DERDİMENDİM 1.29.04.2009 00:00:00

    BOLU’muzun müftüsüüüü !Camilerin süsü cemaatleridir değilmi? bu ülkede demokrasi var,öylemi?eğer cami görevlisini cemaat istemezse o görevlinin orada görevli olarak bulunması uygun olurmu ?bazı camilerimiz merkezi olmanın ötesinde,üst seviyede hizmet alma konumundadır.Fakat ne yazıkki BOLU’DA bu işler maalesef böyle olmuyor.mesela merkezi camilerimizde ne müezzinler nede imamlar ne yazıkki menfaat ilişkisini akla getiriyor.ki bu konuda ciddi manada halk arasında ifadeler dolaşmaktadır.(bilginize)camilerimizdeki görevlilerden görevli olduğu merkezi durumda caminin vazifeli olanlardan cemaat tarafindanda hoş görülmeyenler(SİTELER CAMİİnin imamı,İMARET CAMİİnin imam ve müezzini,SARAÇHANA CAMİİnin müezzini,AĞDA CAMİİnin müezzini,YEŞİL CAMİİnin müezzini)gibi.maalesef bu liste biraz daha uzaya bilir.benim bu arkadaşlarla hiçbir alıp veremediğim yoktur.hatta çoğunu tanımam.yalnız,bizler cami cemaati olarak eski görevlileri arar olduk be kardeşim.
  • Halil Mutlu28.04.2009 00:00:00

    Sayın Hüseyin Aykan ve İmdat Aslan’ın önerisie katılmamak mümkün değil. Bu yıl ki sosyal sorumluluk ödülünü alması gereken isim Sayın Ahmet Baysal’dır. Allah İzzet baysal’dan da Ahmet Baysal’dan da razı olsun. Cennet Mekan İzzet Baysal’a dualarımızı eksik etmeyelim.
  • Ali Karaca28.04.2009 00:00:00

    Keneler yüzünden yaz başladı pikniğe çayıra çıkamaz olduk. Şu keneler hakkında düzgün bir açıklama yapacak makam yokmu. İnsanların hassasiyetlerini biraz ciddiye alması gereken yetkililere sesleniyorum. Lütfen kene konusunu açıklayın.
  • sağlık28.04.2009 00:00:00

    sağlık mahalleli arkadaş bende sağlık mahalleliyim toplumun değer yargıları diye herkes her olayı kendisimi yargılayacak, kanunlara uymayacazmı adama alkolü orada satma konusunda kanun izin vermişse sende karşıysan gerekli yere şikayet dilekçeni verirsin gerekirse yargıya gidersin belediye kanunları çiğneyip işyerinimi kapatsın.alaattin başkanı seversin sevmezsin ama halk seçti saygı duyup duymamak seni ilgilendirir.ben oy veren biri olarak çok memnunum hatalarıda olabilir ama şimdiye kadar hiç bir belediye başkanının yapamadığı hizmetler bitmek üzere.
  • Mustafa COP28.04.2009 00:00:00

    "URFADAN GETİRİLEN " ekip..."Urfalıyam ezelden"... Vay Vay... "HALK SAĞLIĞI ve GIDA GÜVENLİĞİ"...Çok Önemli...Eğlenin Eğlenin... Baba ne bu KOKU... Beyaz et festivali mi...EĞİTİM ŞART...Muhabbetle...
  • helin demir28.04.2009 00:00:00

    PKK?NIN GELİR KAYNAKLARINA DARBE Yıllardır verilen aktif mücadele ile marjinalleşen terör örgütü PKK, varlığını sürdürebilmek için sözde barış söylemleri arkasına sığınarak faaliyetlerini siyasi arenaya kaydırma aldatmacası içindedir. Sadece Türk insanına değil, uyuşturucu ticaretiyle tüm dünyaya zehir saçan bir terör örgütüne karşı bütün ülkelerin üstlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekmektedir. Uluslararası bir sorun olduğu bilinen uyuşturucu kaçakçılığı ve terörle mücadelede başarının sağlanması her türlü art niyetten uzak gerçek manadaki ?Uluslararası İşbirliği?ne gidilmesi sonucu gerçekleşecektir. Vakit gazetesinin haberine göre PKK?nın tasfiyesi için hazırlanan eylem planının ?ekonomik ayağı?nın uygulanmaya konulduğu belirtiliyor. PKK?nın en büyük gelir kaynağı olan uyuşturucu sevkiyatına karşı Ankara?da ?Uluslararası Uyuşturucu Merkezi?nin kurulacağı bildiriliyor. Türkiye?nin uyuşturucu üretilen ve geçiş yolu üzerinde bulunan 10 ülke ile özel bir anlaşmaya imza attığı, anlaşmanın merkezinde Türkiye?nin bulunduğu, Afganistan, İran ve Pakistan?ın söz konusu anlaşmanın temel tarafları oldukları kaydediliyor. PKK?nın mali kaynaklarına ve nüfuz alanlarına yönelik ortak operasyonların, tedbirlerin, her türlü plan ve çalışmanın bu dört ülkenin sıkı işbirliği ile gerçekleştirileceği, ilk defa PKK ve uyuşturucuyla mücadele konusunda Avrupa, ABD ve Rusya dışında bu denli kapsamlı ve doğrudan adımların atılmış olacağı vurgulanıyor. Türkiye?nin uyuşturucu üretimi ve ticaretinde ?altın hilal? olarak adlandırılan Afganistan, Pakistan, İran bölgesine yönelik kurulan gizli gözün merkezi olduğuna, Türkiye?nin organizasyonuyla Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Kaçakçılık ve Gümrük Suçları Veri Bankası?nın kurulmasına ilişkin sözleşme imzalandığına, böylece Afganistan, Pakistan ve İran?ın da aralarında bulunduğu 10 ülke ile uyuşturucuyla mücadele için ortak merkez oluşturulacağına işaret ediliyor. Operasyon birimini Türkiye?nin kuracağına, merkezinin Ankara?da olacağına, merkezin diğer üyelerinin Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan?dan oluştuğuna, TBMM?nin de onayını alan uluslararası sözleşmenin Cumhurbaşkanı?nın onayıyla birlikte resmen hayata geçeceğine dikkat çekiliyor. Anlaşma çerçevesinde uyuşturucu trafiğinin yoğun olduğu bir coğrafyada yer alan üye ülkelerin tamamının Ankara?daki merkezden koordine edilen eş zamanlı ortak operasyonlar gerçekleştireceği, uyuşturucu ve psikotrop maddelerle ilgili kişiler, eşyalar, olaylar, araçlar ve kaçakçılık yöntemleriyle ilgili bilgilerin veri bankasında toplanacağı, bir ülkeden alınan bilgilerin o ülkenin rızasıyla uluslar arası veya bölgesel kurumlara verilebileceği belirtiliyor. Veri bankasının arşivinin ?gizli bilgi? nitelikli sayılabileceği ve beş yıl süreyle saklı tutulacağı, merkezdeki verilerin koruma seviyesinin Avrupa Konseyi?nin belirlediği ?kişisel verilerin korunması? ilkeleriyle aynı olacağı, bu bilgilerin adli ve idari işlemlerde, delil tutanaklarında, raporlarda, ifadelerde ve davalarda kullanılabileceği, merkezin teknik donanım ve yazılım masraflarını Türkiye?nin karşılayacağı bildiriliyor. Anlaşmanın en az 10 yıl uygulanacağı, çalışma sonunda PKK?nın en büyük gelir kaynağının elinden alınmış olacağı, böylece hem Kandil?deki hem de Avrupa?daki teröristlerin finansmanı sıkıntıya gireceğinden, örgütün çözülme sürecinin hızlandırılacağı vurgulanıyor. Ankara?da kurulacak olan ?Uluslararası Uyuşturucu Merkezi?nin yanı sıra Avrupa kamuoyunun, sağduyulu siyasi çevreler ile terörizm ve uyuşturucuyla mücadele veren sivil toplum kuruluşlarının da uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele konusunda gerekli tavrı sergilemesi beklenirken, bu tutumun aynı zamanda terörle savaşım yönünden de önemli katkılar sunacağı ve dünya kamuoyunun bilgilendirilmesi çabalarına destek vereceği değerlendiriliyor. Helin Demir helindem@mynet.com
Mesaj yazın !
Sağdaki kodu buraya yazın!  Gerekli

Tabaklar Mah. Cumhuriyet Cad. İnci İş Merkezi No: 32 / 32 Bolu   Tel: +9 0374 2178285   Faks: +9 0374 2178295

Tasarım ve Programlama: Piskevit